Kategoriler
Bade Pia Müzik

Sinatra

Bade bugün kahvaltıda Frank Sinatra’dan “My Way” istedi. Biliyorum, sonuçta Bade’yi biz yetiştiriyoruz ve ona dinlettiğimiz müziklerin, ne dinlemek istediği üzerinde tamamen olmasa da çok büyük etkisi var. Yine de 2 yaşındaki kızımın tekrar tekrar “My Way” dinlemek istemedi çok hoşuma gitti. Sinatra’lara karşı genel bir beğenisi var. Aylardır Nancy Sinatra dinliyoruz. Oyun oynarken Nancy oluyor. These Boots Are Made For Walkin’ açtırıp deli gibi dans ediyor.

Arada çocuk şarkıları da dinliyor tabii. Fakat bu ara gezegen şarkılarına takmış durumda. Kids Learning Tube’un videoları da, şarkıları da çok güzel. Arada YouTube’dan video izliyoruz, fakat genellikle Spotify’dan gezegen şarkılarını dinliyoruz. Muhtemelen kreşe başlayınca daha da fazla çocuk şarkısına maruz kalacak ve biz de daha çok çocuk şarkısı dinleyeceğiz.

Şimdilik ortak bir müzik zevki geliştiriyoruz. Ergenliğinde ve sonrasında bu zevki devam edecek mi, benim için büyük merak konusu.

Kategoriler
Almanya Bade Pia Gezi

Müze

Tuğçe birkaç günlüğüne Türkiye’ye gitti. Bade ile ilk defa baş başa kaldık. Ne yalan söyleyeyim, bugünün gelmesini heyecanla bekliyordum. Tuğçe’nin biraz nefes almasını istemem bir yana, baba-kız zaman geçirmenin güzel olacağını düşünüyordum. Bence şu ana kadar da her şey güzel gidiyor. Daha fazla İngilizce konuşuyor, evde ya da dışarda problem çıktığında daha kolay çözebiliyorum. Beraber markete gidiyoruz, parkta geziyoruz, yürüyüş yapıyoruz. Bugün de müzeye gittik. Koca müzede çok az şey ilgisini çekti (çünkü küçük), fakat müzede güneş sistemine ait bir bölüm olması çok iyi oldu. Tüm gezegenleri sayısız kere tekrar tekrar ziyaret edip saydık. Bir tane de kocaman dünya yapmışlar, iç tabakalarını göstermek için. Ona da taktı. Tüm müze boyunca “dünya nerde” diye sorup durdu. Neyse ki çıkış yolunda tekrar uğrayabildik de dünyaya hoşçakalımızı deyip öyle çıktık.

Bu doğal tarih müzesi geldiğimden beri aklımdaydı. Önceleri yol yordam bilmediğimiz için, sonraları da pandemi sebebiyle gidememiştik. Bugün hızlı test zorunluluğu da kalkınca bilet alıverdim. Zaten eve yürüyerek 10 dakika mesafede. Çok ayrıntılı gezemedim tabii. Fakat hep şu filmlerde gördüğümüz dinozor kemikleri burda da vardı. Koca koca dinozorları sergiliyorlar. İnanılmaz güzel. Zaten direkt de girişe koymuşlar. Girer girmez koca dinozorla karşılaşınca bir şoka uğradım. Bade’yi bayağı bir dürttüm ama çok ilgisini çekmedi. Tek yaptığı George gibi “grrrr,” demek oldu. Zamanla ilgisini çekecektir. Ucuz ve yakın olunca da tekrar ziyaret ederiz diye düşünüyorum.

Kategoriler
Almanya Bisiklet Hayat Sağlık

Doktor

Sabah erkenden kalkıp kontrol için doktora gittim. Muayenehaneleri kapalıydı. Bundan yaklaşık 2 ay önce gittiğimde de tüm hafta kapatmışlardı. Kendime demiştim ki: “Bir daha gitmeden önceki gün arayacağım.” Aradım mı? Hayır. 2 ay önce gittiğimde baş ağrılarım sebebiyleydi. Sonrasında araya tatil girip de semptomlarım kötüleşince acile gitmek zorunda kalmıştım. Acil hekimi bana aile hekiminde belli kontrollerden geçmem gerektiğini söylemişti; fakat Türkiye’ye gidişimden önce tatil olmayan herhangi bir gün yoktu. Ben de doktora Türkiye’de gittim. Bozulmuş açlık şekerim yüzünden Metformin başladılar. Bugün de ilaç bitişi için kontrole gitmek istemiştim. Yine olmadı.

Sanırım iki sefere de olumlu yandan bakacak olursam, gidiş-geliş yüzünden egzersiz yaptığımı söyleyebilirim. İlkinde yürüyerek gidip gelmiştim. Bugün de bisikletle gidip geldim. Bisikletle bildik yerlere giderken yeni yollar keşfediyorum. Dün, örneğin, direksiyon dersinden eve dönerken bir parkın içinden gitmeyi denedim. Meğerse park, yolun altından bizim eve bağlanıyormuş. Tekrar tekrar ışıkta beklememe gerek kalmadan eve varabildim. Araba alma yolunda ilerlesek de özellikle kısa mesafeler için bisikleti çokça sevmeye başladım. Dün bisikletle eve dönerken yakalandığım sağanak yağışa rağmen bunu söyleyebiliyorum.

Kategoriler
Hayat Koşu Sağlık Üretkenlik

Koşu

Dün çok uzun zamandır ilk defa koşuya çıktım. En son Kasım 2019’da koşmuşum. Bade doğduktan sonra koşmaya zaman bulabildiğimi sanmıyordum ama demek ki Kasım ayında bir şeyler olmuş ve az da olsa zaman bulabilmişim. Sonra Almanya’ya taşınmadır, pandemi yüzünden evde kısılıp kalmadır derken hiç fırsat yaratamamıştım. Nasıl başlayacağımı da bilmiyordum. Burda o kadar fazla insan dışarda spor yapıyor ki… İnsanın canı çekiyor. 🙂 Ne zaman burdaki küçük köprüden geçsem koşan birileri gelince köprü sallanıp durur, çok hoşuma giderdi. Bugün ben de köprüden koşarak geçtim. Köprünün sallantısı öyle büyük keyif verdi ki.

Koşmayı seviyor ve istiyorum da, beni anında koşuya başlatan iki sebep var. Birincisi Atomic Habits kitabındaki “küçük başla” tavsiyesi. Alışkanlık yaratmak için yapmak istediğin şeyi az az fakat sık sık yapmak gerektiğini söylüyor. Ben de öyle yaptım. Çıkıp yalnızca 1 km koştum. Bu kadar kısa koşacağımı bildiğim için giyinme ve kulaklık dahil hiçbir hazırlık yapmadım. Sweatshirt’ü üstüme geçirdim, ayakkabımı giydim ve kendimi dışarı attım. 1 km beni nerdeyse terletmediği için çamaşır kurutma ve duş zorunluluğu da ortaya çıkmadı. Gerçi ben yine kısa bir duş aldım ama kendimi zorunlu hissetmedim. Küçük başladım ve küçük devam edeceğim.

İkinci sebebim ise Sustainable Productivity’i pazarlamak. Gelecek hafta Compounding başlığı altında bir yazı yayınlayacağım. Burdaki mantık da şu: Her gün %1 gelişirsen, sonunda inanılmaz sonuçlara ulaşırsın. %1 ilerleme kaydetmek kolay, bu yüzden hemen şimdi başlayabilirsin. Ben de 1 km ile başladım ve her gün bir önceki günden %1 daha fazla koşacağım. 376 günün sonunda maraton koşmayı hedefliyorum. Bunun için bir de Instagram hesabı açtım ve tüm koşularımı orda paylaşmaya başladım. Gelecek haftaki yazımda da kendime yaptığım bu meydan okumayı kamuya açık şekilde paylaşacağım. İlk 6 ayın sonunda ancak 6 km’ye erişeceğim için beni çok zorlayacak bir meydan okuma da olmayacak. Çok heyecanlıyım!

Dönüm Noktası (km)Ulaşılan Gün
1.001
2.0070
3.01111
4.02140
5.01162
10.05232
15.12273
20.18302
21.00306
25.12324
30.05342
35.24358
40.10371
42.15376
Kategoriler
Almanya Hayat

Kredi

Dün maaş bankam olan Deutsche Bank’a gidip kredi çektim. Olur da ihtiyacım olursa Almanya’da kredi çekebilir miyim diye aylardır düşünüyordum. Sonuçta burda sınırlı süreli oturumum var ve pek de uzun zamandır burda yaşamıyorum. Kredi kartım da yok. Bu nedenle ortada doğru düzgün bir kredi notu da bulunmuyor. İnternette, kolay ve hızlıca kredi bulan Smava gibi ürünleri kullandım ama her seferinde başvurunun bir noktasında problem çıktı. Eskiden maaş bankam olan N26’da da doğru düzgün bir kredi süreci yoktu. Ben de maaşımı daha geleneksel bir banka olan Deutsche Bank’a taşıdım. Orda da internetten yaptığım başvurunun devamı uzun sürdü. Ben de en son dayanamadım, Türk bir çalışanın bulunduğu bir DB şubesi buldum ve bu kişiden randevu aldım.

Meğer Almanya’da kredi çekmek çok kolaymış. Üstelik oturumun son tarihi ile de sınırlı bir kredi planına bağlı kalmak gerekmiyormuş. Yani 3 yıl oturumum olsa da 5 yıllık kredi çekebiliyorum. Tüm bunlar bir yana, kredi faizleri de çok düşük olunca dertsiz şekilde kredi çekmek mümkün olabiliyormuş. Ama tüm bu kredi sürecinin istisnasız güzel tarafı Türkçe konuşarak bilgi alabilmek ve başvuru yapabilmekti. Aylardır yaptığım araştırmaların hepsi gereksizmiş. Yarım saatte bütün sistemi anladım, kredi limitimi öğrendim ve sonraki olası harcamalarım için nasıl yollar izleyebileceğim konusunda bilgi aldım. Bunun gerçekleşmesini sağlayan da Almanya’daki Türk popülasyonu. Burda o kadar büyük bir sayıya ulaşmış ki, nerdeyse her şey Türkçe ile mümkün.