Kategoriler
Şirket

Delaware Eyalet Vergisi

Az önce Grit Machine için Delaware eyalet vergisini ödedim. Delaware’de kayıtlı tüm şirketlerin her yıl ödemesi gerekiyor. 1 Mart son gün. Her ne kadar havaya para veriyor olduğumu düşünsem de, yasal haraçlara alışık olduğum için çok koymuyor. Yıllık $400 vergi, $50 da işlem ücreti alıyorlar. İkisi de ayrı saçma gelse de yapacak bir şey yok. Bankaya ödediğim aylık $25 ücreti ve yıllık federal gelir vergisine harcadığım parayı da sayarsak, Delaware kayıtlı ve henüz geliri olmayan şirketimi açık tutmak için yıllık $1000 para harcıyorum.

Bu vergiyi ilk defa geçen yıl ödemiştim. Vergi bildirimi gelince çok temiz bir küfür bastığımı ve ne bok yiyeceğimi bilemediğimi hatırlıyorum. 85 bin dolar küsür bir meblağ borç çıkarmışlardı. Hemen İlker’e sordum da, sağ olsun, işin arkasında başka bir iş olduğunu söyledi de rahatladım. Gittim Stripe Atlas’ın dökümanlarını okudum. Meğer Delaware vergiyi hesaplamak için iki farklı yöntem kullanıyormuş. Bunlardan ucuz olanını kullanabiliyormuşuz. Şirkette 10 milyon hisse var. Stripe Atlas programında bu miktar otomatik geliyordu, ben de kurcalamadım. Bu kadar çok borç çıkmasının sebebi, ilk bildirimin hisse başına fiyatlandırılarak yapılmasıymış.

Neyse 2020’nin vergisini de ödedik. Sırada Nisan ayında federal gelir vergisi var. Olmayan gelirim için defter tutturup mali yılı kapatacağım. Bunun için de ajansın birine güzelce bir ödeme yapacağım ki işleri benim yerime halletsin. Bence sırf bu tarz şirketlerin işlerini yaparak ekmek yiyen bir güruh var. Üstelik hafta sonu dahil çalışıyorlar. Amerikancılık. Neyse. Ben şirketi kurduğuma pişman değilim. Gelir elbet gelir. Zamanı geldiğinde anında ödeme almaya başlayabilecek olma fikri benim için yeterli bir sebep.

Kategoriler
Almanya Bade Pia Hayat Kitap

Dedi Bade

Bade 22 aylık. Kitaplarını çok seviyor. Biz de ona bolca kitap alıyoruz ve onla beraber bol bol kitap okuyoruz. Çift ana dilli büyümesine rağmen erken konuşmaya başladı ve şu anda Türkçe konuşarak bağlaçlı uzun cümleler kurabiliyor. Türkçe ve İngilizce anlıyor. Bir kelimeden bahsederken “anne dilinde gezegen, baba dilinde planet,” diyebiliyor. “Be careful, Pia,” diye uyardığımda gülerek “Be careful, dikkat et, Bade,” diye tekrarlıyor. Tuğçe de gün boyu Bade’yle bolca konuştuğu için bıcır bıcır sürekli konuşan bir çocuk oldu.

Kitaplara döneyim… Çok kitap okuduğumuz iyice ayyuka çıkmaya başladı. Örnek vereyim. Bugün ördeklere ekmek atmaya gittik. Kanala ekmek attıktan sonra ilerdeki ördeklere bakıp, “Ördekleeeeer, ekmek attık, gelin yeyin, diye bağırdı Bade,” dedi. 😂 Üstelik vurgulamayı da doğru yaptı. Yani ördeklere bağırdı, sonra da normal konuşma sesine bürünerek “diye bağırdı Bade,” dedi. Bu ara yaptığı herhangi bir şeyi böyle açıklayabiliyor. Komik çocuk.

Tabii bu sadece söylemlerle sınırlı değil. Kendisine üçüncü tekil şahıs gibi davranıp, “Bade düştü,” ya da “Bade sinirli,” gibi cümleler de kurabiliyor. Belki de olağan olan budur, bilemiyorum. Pandemi yüzünden farklı ailelerle görüşmek, Bade’nin sosyalleşmesini sağlamak biraz zor oluyor. Umudumuz Kita. Ondan sonra biraz daha iyi anlarız diye düşünüyoruz.

Kategoriler
Almanya Hayat

Yollar Kuru

Kar yağışlı geçen günler, -10’larda seyreden soğuklar bitti. Uzun süre yerde kalan kar, havanın birden +10’lu derecelere çıkmasıyla hızlıca eridi. Aradan 1-2 gün geçti. Her yer kuru. İyi su atık sisteminden midir, mühendislik harikası yollarından mıdır, yoksa basit bir rüzgar etkisi midir bilmiyorum. Yollar kuru. Yağmur yağdıktan bir süre sonra da böyle oluyor. Yağış bittikten sonra birkaç saat beklersem Astro’yu yürüyüşe çıkardığımda çamura bulanmıyor. Harika ya.

Düşünsene kaldırımda yürüyorsun. Önceki yağıştan kalma su birikintisi yok. Adımını atarken düşünmüyorsun, “ulan şu parke kırık mıdır acaba, şimdi basarsam su sıçratır mıyım,” diye. Bu olay bana çok yabancı. Ben yağışlı mevsimlerde yolda bunun stresiyle yürürdüm. Etrafta inşaat çok, toprak da var, toz da oluyor. Yağış olduğunda çamura da bulanıyoruz. Ama onun dışında su birikintisini garajın asimetrik yollarında ya da inşaatın kaldırım çıkıntılarında ancak buluyoruz. Bade ancak oralarda Peppa gibi çamurda zıplayabiliyor. İnsan hayret ediyor.

Almanya’ya gelmeden önce “burda ayakkabınız kolay kolay tozlanmıyor, kirlenmiyor,” diye bir yorum okumuştum. Bence bu kadarı biraz abartı. Ama kent planlamasının kaliteli olduğunu hissedebiliyorum. Haberlerde bile bu tarz şeylerden bahsedebiliyorlar. Berliner Zeitung’da ana sayfadaki bir haberde, şehrin atık su sisteminin hızlı eriyen kar sularını kaldırıp kaldıramayacağı tartışılıyordu. Ben bu haberi okurken yollar güzelce kurudu. Yollar kuru ya. Var mı böyle bir şey?

Kategoriler
Hayat Kitap

Öncelikler

Yapmayı en çok istediğin şeyi şimdi yapmak lazım. Ben bunu öğrendim. Birkaç yıldır Zorba’yı okuyayım diyordum. Kitap 348 sayfa. Hep daha kısa klasikler bulup Zorba’yı öteliyordum. Öncelikler üzerine araştırıp yazmaya başladıktan sonra fikrim değişti. Ne kadar uzun olursa olsun, ne kadar karmaşık olursa olsun en çok istediğim şeyi ilk önce yapacağım. Zorba’yı aldım, okudum, bitirdim. Kararımdan dönmedim. Yapabileceğim en mantıklı şey zaten buydu.

Hayatım, belki birçok diğer insanınki gibi, bir şeyleri ötelemekle geçiyor. Her zaman yapacak daha farklı bir şey oluyor. Ama yarına sağ çıkamayabiliriz. Ya da 100 yıl yaşasak dahi, o istediğimiz şeyin yerine yaptığımız şeyi belki 100 yıl da geçse yapmamamız gerekiyor olabilir. O yüzden ya şimdi, ya hiç. Nikos’un Zorba’da kendiyle hesaplaştığı konu da bu değil miydi zaten? İlaç gibi geldin Aleksi Zorba. Bin yıl yaşayasın.

Kategoriler
Hayat

Evlilik

Berkin evlendi. Almanya’da olmasına rağmen pandemiden dolayı gidemedik. Araba olsaydı giderdik, diye düşündük; ya da Astro’ya bakma yükümlülüğümüz olmasaydı. Ya da Bade’yi rahat idare edebilecek olsaydık. Ya da çalışmıyor olsaydım. Liste uzayıp gidiyor; hepsi de birleşti ve gidemedik. Berkin’in yanında olmak isterdik.

Yazmak istediğim çok şey var aslında, ama bu yazı da böyle kalsın istiyorum. Çünkü önemli olan tek bir şey var: Berkin evlendi, biz de onun mutluluğunu kutluyoruz! 🙂