Categories
Deneme Hayat

İnanç Özgürlüğü Üzerine

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ne göre, her bireyin kendi inancını seçme ve bu inancına göre ibadet etme hakkı bulunuyor. Bu, teoride güzel bir düşünce olsa da ne yazık ki pratikte rahat uygulanabilen bir hak değil. Rahatça uygulanamamasının sebebi de yerleşik kültür ve bu kültürün getirdiği mahalle baskısı.

Türkiye’de inanç özgürlüğü üzerine bir tartışmanın içerisinde bulunursanız, duyacağınız şey, Türkiye’nin her vatandaşına inancını özgürce yaşama imkanı sunduğudur. Fakat bu ülkede inanç özgürlüğü demek, hıristiyansanız, yahudiyseniz ya da ateistseniz, insanların sizi müslüman yapmaya zorlamamaları demek. Dininizin ya da dinsizliğinizin gereklerini hakkıyla yerine getirmeye kalktığınızda ayıplanır ve Tanrıtanımazlıkla (!) suçlanırsınız. Yani teorik olarak, “ben müslüman değilim,” demekte serbestsiniz; ancak müslüman olmamanın getirdiği toplumsal baskıyla yaşamak zorundasınız.

İnanç meselesinden fazla uzaklaşmak istemesem de, inanç dışı bir örnekle durumun vehametini ortaya koymak istiyorum. Bu toplumu oluşturan insanlar, zaman zaman belli etnik kökene sahip (yahudi, kürt veya ermeni vb) başka insanlara karşı pek de toleranslı olmadıklarını gösterdiler. Üstelik etnik köken, kişinin değiştirmek istese de değiştiremeyeceği bir özelliği. Henüz farklı bir etnik kökeni tolere edemiyorken, toplumun çoğunluğunun sahip olmadığı bir inancı tolere edebilmek yakın zamanda mümkünmüş gibi gelmiyor.

Toplumların özgürlüğü kadar, bireylerin de toplumlardan bağımsız olarak özgür olabildikleri, refah bir ortam yaratabildiğimizde, güzel günlere bir adım daha yaklaşmış olacağız.

Categories
Hayat

Nasıl Bir Dünya İstiyorum?

  • Değişiklikten korkmayan, bulunduğu konumu muhafaza etmektense daha iyiye ve daha güzele yönelen insanların yaşadığı,
  • Hümanizmi bir öğreti kabul edip, bunu ilerleterek hayvana ve doğaya bizdenmişçesine davranan insanların yaşadığı,
  • Tüketmeyi bir amaç olarak görmeyip; fikir üretmeyi, ürün çıkarmayı, tüm canlıların yararına çalışmayı amaç sayan ve bu uğurda mutlu olacak insanların yaşadığı,
  • Bu fikir ve üretim sayesinde savaş duygusunun dahi olmadığı, işgücünün tamamen makineleştiği, insanların tek yapması gereken şeyin düşünmek, üretmek ve geliştirmek olduğu,
  • İnsanların birbirlerinin ırkları ve inançları üzerine kurulmamış, bu amaç uğruna savaşmak için yanıp tutuşmayan insanların yaşadığı,

bir dünya istiyorum. Kısacası, ben aslında John Lennon’ın bahsettiği dünyayı istiyorum. Bir de erkeklerin tuvaletten çıkmadan önce ellerini yıkadıkları bir dünya istiyorum, ama o konuya sonra geliriz. John Lennon’la baş başa kalalım ve inanalım.

Categories
Hayat

İnsana ve İnsanlığa Yabancılaşmak

Ben kendimi yardımsever bilirdim; belli düşünce kalıplarına sığmadan, olayların ve kişilerin arkasındakileri de görebildiğimi düşünürdüm. Az önce olan bir olay benim kendime, insana ve insanlığa olan bakış açımı değiştirdi.

Astro’yla Tuğçe’yi metro durağına bırakmaya çıkmıştık. Tuğçe’yi bıraktıktan sonra, hazır çıkmışken de az ilerideki büfeden kola almaya gittik. Saatin gece 12’ye gelmek üzere olduğunu belirtmeliyim. Dönüş yolu üzerinde, duvar kenarlığına oturmuş genç bir kadın rica ederek beni durdurdu. Daha o anda aklımdan binbir şey geçmeye başladı: “Para isteyecek herhalde, bak mahcup da görünüyor, kesin bir yere gitmesi gerektiğini söyleyecek, insanlar artık böyle mi dileniyor?” derken bana, “biraz yanımda durabilir misiniz?” dedi. “Tabii ki,” diye cevapladım ama bir yandan kafamda sorgulamaya da devam ediyordum. “Bir şeyiniz mi var?” diye sordum. Karnının ağrıdığını söyledi, anlaşılan ayağa kalkamıyordu. Ambulans çağırmayı teklif ettim ama buna gerek olmadığını belirtti. Ben de o iyi olana dek orda beklemeye karar verdim.

Böyle bir karar verdim vermesine, ama beynim de ordan oraya koşuşturup duruyordu. Aklıma organ mafyaları, hırsızlar, namus ya da töre cinayetleri gibi binbir tane şey geliyordu. Bu düşüncelere sahip olmak toplumun bu kadar yozlaşmasının bir parçası sanırım, fakat yine de bu düşüncenin arkasına sığınamayacak kadar utandım. Ben basit bir yardım isteğinin nelere mal olabileceğini düşünürken kadıncağız Astro’yla ilgilenip onunla oynamaya çalışıyordu. Astro da aksine, kimseye pas vermeyen bir köpek. Evde ne kadar uyuzsa, dışarda bir o kadar heyecanlı ve yerinde asla duramaz. O Astro’yla oynamaya çalışırken bir yandan muhabbet de ettik. Kendisinin de köpeği olduğunu söyledi. O sırada bir miktar alkol kokusu aldım ve nedense bu koku beni olayın masumiyetine bir anda ikna etti. Kadın Astro’yla oynarken kimi zaman söylenerek, “beni böyle kızdırdılar, ben de seni mi kızdırıyorum,” diyerek Astro’yla konuşuyordu da. Benim de aklım iyice, kadının biriyle kavga ettiğine kaydı, ortada aslında art niyetli bir durum olmadığına kanaat getirdim. Astro’nun kadına olan ilgisinden yaptığım bir çıkarımla kadının rahatsızlığını da anladım ama bunu burda söylemeye gerek yok.

Yaklaşık 15 dakikalık böyle bir maceranın sonunda kadın ayağa kalkabildi, benden uzun olduğunu fark edip şaşırdım. 🙂 Bana iyi geceler dileyip çok teşekkür etti. İyi olduğundan emin olmamdan sonra Astro’yla da vedalaştılar ve yoluna gitti. Ben de işte bu düşüncelerle baş başa kaldım. İnsanların art niyetli olabileceğinden, hatta ve hatta insanların profesyonel şekilde organize edilmiş bir suçun ön ayağı olabileceklerinden öyle büyük bir korku duymuşuz ki, kimse yolda gördüğü kimseye güvenemiyor. Buna ben de dahilmişim, bugün bu gerçek suratıma tokat gibi çarptı. Biraz kendini koruma mekanizması, birazsa hayatı daha tam anlamıyla bilememeyi bu durumun birer sebebi olarak görüyorum. Bugün bu olay bana dışarda sadece art niyetli insanların bulunmadığını, gerçekten doğru konuşan insanların da olduğunu ve daha doğrusu, bu tarz insanların da yardım isteyebileceğini öğretti. Kendimden utandım ama hiçbir şey için geç değil. Biliyorum, belki bu kadar kalabalık bir toplumda iyiyle kötüyü ayırt etmek çok zor. Ancak yine de bu samimiyete kendi çevremden başlamamak için bir sebep de göremiyorum. Seni rastgele bir kadın olarak anacağım ama olur da bir gün bu yazdıklarımı okursan, sana teşekkür ediyorum ve hakkında düşündüğüm onca kötü şey için çok özür diliyorum.