Kategoriler
Hayat Sağlık

Tansiyon

2 haftadır aralıklarla başım ağrıyordu. Bazen bu ağrılar dayanılmaz boyutlara ulaştı. Dün en son çikolata yedikten sonra başlayan ağrı saatlerce geçmeyince iyice endişelendim. Ali’ye sordum, migren olabileceğini söyledi. Tuğçe’nin tavsiyesiyle bir tansiyon aleti aldım, bugün geldi. Birkaç ölçümden sonra gördük ki tansiyonum ortalama 160/100 civarında seyrediyor. Beni aldı bir korku. Özellikle baş ağrısı şeklinde semptom gösterdiği için aklım anevrizmalara, beyin kanamalarına falan gitmeye başladı. Pandemi sağ olsun hareketsizlik, kötü beslenme, düzensiz uyku derken vücut yeteri çekti tabii.

Fakat gel gör ki korku nelere kadir. Anında değiştirdim hayata bakış açımı. Durumun vehametini anlar anlamaz egzersize başladım, diyetimi değiştirdim, kontrollü su içmeye başladım. Şimdilik akut olarak tansiyonumu 135/85 seviyelerine çekmeyi başardım. Sabah doktora gideceğim; fakat muhtemelen anlamlı bir sonuç elde edemeyeceğim. Cuma itibariyle Almanya’da Paskalya tatili başlıyor ve ben Pazartesi günü Antalya’ya uçuyorum. Olsun. Daha fazla geciktirmeden gideyim. Sonra Türkiye’de yine bir doktor ziyareti yaparım.

Bu yıl hedeflerimden çıkardığım Sağlık kategorisini de 30 Mart itibariyle tekrar ekliyorum. Yazma ve okuma hedeflerimi küçük tutmak sanırım bu anlamda da işime yarayacak. Onları tamamlamış olmak, ben sağlığımı birinci önceliğe koyarken vicdanen de rahat olmamı sağlayacak. Yine de kademeli koşu ve kilo hedefleri koymak yerine direkt olarak tek hedef koyuyorum: 2022’ye girerken kilomun onlu hanesinde ne 9 ne de 8 görmek istemiyorum. Bade’yle beraber daha uzun yıllar geçirmek istiyorum. Aynı zamanda ona iyi bir örnek de olmam gerekiyor. Bu da fazla kilolarla mümkün değil.

Kategoriler
Almanya Bade Pia Hayat Kitap

Dedi Bade

Bade 22 aylık. Kitaplarını çok seviyor. Biz de ona bolca kitap alıyoruz ve onla beraber bol bol kitap okuyoruz. Çift ana dilli büyümesine rağmen erken konuşmaya başladı ve şu anda Türkçe konuşarak bağlaçlı uzun cümleler kurabiliyor. Türkçe ve İngilizce anlıyor. Bir kelimeden bahsederken “anne dilinde gezegen, baba dilinde planet,” diyebiliyor. “Be careful, Pia,” diye uyardığımda gülerek “Be careful, dikkat et, Bade,” diye tekrarlıyor. Tuğçe de gün boyu Bade’yle bolca konuştuğu için bıcır bıcır sürekli konuşan bir çocuk oldu.

Kitaplara döneyim… Çok kitap okuduğumuz iyice ayyuka çıkmaya başladı. Örnek vereyim. Bugün ördeklere ekmek atmaya gittik. Kanala ekmek attıktan sonra ilerdeki ördeklere bakıp, “Ördekleeeeer, ekmek attık, gelin yeyin, diye bağırdı Bade,” dedi. 😂 Üstelik vurgulamayı da doğru yaptı. Yani ördeklere bağırdı, sonra da normal konuşma sesine bürünerek “diye bağırdı Bade,” dedi. Bu ara yaptığı herhangi bir şeyi böyle açıklayabiliyor. Komik çocuk.

Tabii bu sadece söylemlerle sınırlı değil. Kendisine üçüncü tekil şahıs gibi davranıp, “Bade düştü,” ya da “Bade sinirli,” gibi cümleler de kurabiliyor. Belki de olağan olan budur, bilemiyorum. Pandemi yüzünden farklı ailelerle görüşmek, Bade’nin sosyalleşmesini sağlamak biraz zor oluyor. Umudumuz Kita. Ondan sonra biraz daha iyi anlarız diye düşünüyoruz.

Kategoriler
Hayat

Evlilik

Berkin evlendi. Almanya’da olmasına rağmen pandemiden dolayı gidemedik. Araba olsaydı giderdik, diye düşündük; ya da Astro’ya bakma yükümlülüğümüz olmasaydı. Ya da Bade’yi rahat idare edebilecek olsaydık. Ya da çalışmıyor olsaydım. Liste uzayıp gidiyor; hepsi de birleşti ve gidemedik. Berkin’in yanında olmak isterdik.

Yazmak istediğim çok şey var aslında, ama bu yazı da böyle kalsın istiyorum. Çünkü önemli olan tek bir şey var: Berkin evlendi, biz de onun mutluluğunu kutluyoruz! 🙂

Kategoriler
Girişimcilik Kitap Üretkenlik

Ocak 2021

Pandemiye rağmen ya da belki pandemi yüzünden, Ocak 2021’de hedeflerime hızlı bir giriş yaptım. Yıllık 16 kitap okuma hedefim ile 50 yazı yazma hedefimin yarısını şimdiden tamamladım. Aslında biraz da yaşadığım bir farkındalığın etkisi oldu: Ben okumayı da yazmayı da çok seviyorum. Okumak için de yazmak için de kendime gelecekte boş zaman yaratmaya çalışmamın hiçbir manası yok. O an neyle meşgul olursam olayım, mutlaka okumaya ve yazmaya zaman ayırabilirim.

Aynı anda birden çok kitap okuyorum. Okuduğum kitapların çeşitleri de farklı. Ocak ayı tekelinde konuşayım. Elimde hep bir roman vardı. Tuvalette telefonda zaman geçirmek yerine roman okudum. Astro’yu sık sık dışarı çıkarmam gerekti; günde en az 2, bazen 3, bazen bu sayı 4’e çıktı. Ne zaman çıksam kulağımda kulaklık, Audible’dan listemdeki non-fiction kitapları dinledim. Bir de teknik kitaplar okuyorum. Çalışırken ara verdiğimde bir elimde highlighter, o an okuduğum teknik kitaba gömüldüm. Sonuç: Ocak’ta 8 kitap okudum. Şimdilik aynı hızda devam ediyorum.

Nasıl farklı çeşitte kitaplar okuyorsam, farklı çeşitte yazılar da yazıyorum. Günlük tutmanın önemini çoktandır biliyordum da, blogumda mümkün olduğunca sık yazmaya başlayınca anladım ki gerçekten bana iyi geliyor. Hem aklımı boşaltmamı sağlıyor, hem de yazdıklarıma farklı noktalardan bakabilmeme vesile oluyor. Günlük yazılarımı burda Türkçe yazıyorum. Öte yandan Substack üzerinde Sustainable Productivity adında bir newsletter başlattım. Üretkenlik üzerine söyleyecek, konuşacak çok şeyim olduğunu fark ettiğimden beridir yazmak istiyordum. Şimdilik İngilizce olarak haftalık yazıyorum. Son olarak da dev.to üzerinde yine İngilizce ama teknik yazılar yazıyorum. Bunlar, okuduğum teknik kitapları daha iyi anlamamı sağlıyor; çünkü önemli bir konu üzerine yazarken düşünmem, irdelemem gerekiyor. Tüm bu çeşitleri saydığımda Ocak’ta 24 yazı yazdım. Yine aynı hızda devam ediyorum.

Pandemi hala bizi çokça sınırlıyor, mental olarak yaralıyor. Ama her şeye rağmen yol alabildiğimi görmek güzel. Psikolojik olarak hedeflerimi kendime bariyer görmemek için düşük hedefler tutmuş olmam da beni pozitif etkiledi.

Kategoriler
Almanya Hayat

Heyecan

Bugünlerde beni en çok heyecanlandıran şey, evimizin hemen karşısına açılacak olan yeni süpermarket: Rewe. Güya geçen yaz açılacaktı. En son 1 Aralık’ta açılacağını söylemişlerdi; fakat 27 Ocak’ta açılacağı kesinleşti. Yanına da aynı gün DM açıyorlar. Bugüne dek eve yürüyerek 10-15 dakika uzaklıktaki Edeka ve Rossmann’ı tercih ediyorduk. Çok uzak değiller, ama yine de markete gitmek bir iş oluyor. Bisikletle gidip gelmeye başladıktan sonra dahi durum aynı. Halbuki Rewe hemen karşısı.

Eskiden yapacağımız geziler için heyecanlanırdım. Ayda belki iki üç hafta sonu bir yerlere gidiyor olsak da her seferinde heyecanım başka doruklar görürdü. Pandemi bizi çok etkiledi. Ama yine de bir şeylere heyecanlanabilmek bence güzel.

Tüm bunlar bir yana, heyecanlandığım şeyin sadece bir marketten öte olduğunu düşünüyorum. Market alışverişlerini online da yapıyoruz. Haftalık alışverişler Bringmeister’dan, aylık Türk ürünleri Bamstore’dan, acil ihtiyaçlar Gorillas’tan… Fakat hepsi planlama gerektiriyor. Bu da benim için mental yük anlamına geliyor. Rewe bunu değiştirecek. Almayı unuttuğum bir şeyin kaybettireceği zaman ve mental enerji oldukça azalıyor. Bu da alışveriş stresinin azalması demek. Heyecan dorukta.