Kategoriler
Gezi Tarih Yemek

Günübirlik İznik

Küçük bir işimizi halletmek için İlker’le bir cumartesi günü İznik’e gittik. Kartal’dan İDO ile Yalova’ya, Yalova’dan da dolmuşa binerek İznik’e ulaştık. İDO 40 dakikada getirdi, dolmuşsa yaklaşık 1 saatte. Yazıda anlatacağım şey halletmiş olduğumuz iş değil, İznik’i beklemediğim kadar güzel bulmuş olmam.

Anlatılana göre, İznik’in altında gömülü kalmış koca bir Roma şehri mevcut. Eskiden hamam olarak kullanılan bir yerleşkeyi gün yüzüne çıkarmak için 3-4 metre kadar derine kazmışlar ve açıkça görülüyor ki, İznik’e eskiden yerleşmiş olan kimseler şu andakinden 3-4 metre daha aşağıda yaşıyormuş. Hamamın hemen yanında buldukları kocaman taşlarla bezenmiş, eski yazıtlarla dolu taş sütunları olan yol da bunun diğer bir kanıtı. Öğrendiğime göre İznik’te herhangi bir inşaat yapılmadan önce 3 metre kazı yapma kuralı varmış – eğer kazı sırasında ortaya bir şeyler çıkarsa, inşaata da izin çıkmıyormuş.

Hamam dışında İznik’te şu anda kazı çalışması devam eden bir Roma Tiyatrosu var. Bunun haricinde, zamanında şehri surlarla çevirmişler ve bu surlar da halen varlıklarını koruyor. Saçma bir düşünce olabilir, ancak fark ettiğim kadarıyla eskiden İznik Gölü’nün derinliği daha fazlaymış. Çünkü gölü dışarıya hapsetmek için yapılan surlar artık karanın bir nebze içerisinde kalıyor. Daha ilginç olanı ise, şehir normalde 3-4 metre aşağıda yaşıyorken, göl sularının çok daha yukarda olmuş olma olasılığı. Bu da bana surların göl sularının şehre girmesini engellemek için mi yapıldığı sorusunu sordurdu. Konunun uzmanı biriyle konuşamadığım için bunu henüz bilemiyorum ama eğer böyle birini bulursam, buraya notumu almış olayım, soracağım.

İznik’te (gölden başka) bir şey daha vardı ki, ilgimi fazlasıyla çekti. Romalılar, zamanında şehri surlarla çevirirken dört tane kapı yapmışlar. Bu dört kapıyı ise, surlara şehrin içinde bir haç oluşturacak şekilde  dağıtmışlar. Biliyorum daha piramitlerin bile nasıl yapıldığına dair efsaneler dolaşıyor ama daha o zamanlardan böyle basit bir kapı yerleşimi için bile oturup düşünmeleri, bunu planlamaları ve gerçekleştirmeleri çok hoşuma gitti. Yanlış anlaşılmasın, dinin ve hristiyanlığın iyi olduğunu savunmuyorum; böyle bir yolun düşünülmüş olmasını hoşnutlukla karşılıyorum.

Haç şeklinde dizayn edilmiş kapıları ve yollarıyla, İznik’in maket üzerindeki görünümü. Sağ üstte Roma Tiyatrosu da görülebilir.
Fındık. Sessiz, sakin, sevimli bir köpek. İznik’teki tek Shell istasyonuna giderseniz, kendisini görebilirsiniz. 🙂
Bu da İlker, the seagull whisperer. 😀

Bu arada bir de dipnot: İznik’in yoğurdu, zeytinleri ve süs biberleri çok lezzetliydi.

Kategoriler
İnsanlığın Kısa Tarihi Tarih

İnsangiller

Çeşitli bölgelerden alınan neandertal fosillerinden elde edilen verilere göre çıkarılan bir çocuk neandertal heykeli
Çeşitli bölgelerden alınan neandertal fosillerinden elde edilen verilere göre çıkarılan bir çocuk neandertal heykeli

Homo Sapiens adını verdiğimiz modern insanlar, dünya üzerinde yaşamış tek insan türü değiller. Bu dünya Homo Erectus, Homo Denisova vb. başka türlerin varlığına da şahit olmuş. İnsangiller olarak çevirdiğim “aile” ise, İnsan Ailesi. Son halkası Homo Sapiens olan bir aileyiz ve bu aile ile ilgili bazı ilginç gerçekler öğrendim:

  • İlkel insanlar, ~100 bin yıl önce orman yakarak içinde yaşayan hayvanları kolayca avlamış ve pişirmiş olurlarmış – böylece akşam yemekleri çıkarmış.
  • Şempanzeler, midenin yemeği daha rahat sindirebilmesi için günde 5 saatlerini çiğnemekle geçirirlermiş.
  • Ateşin insanlığa en büyük faydalarından biri, insanlığın daha kolay çiğnemesini sağlayan pişmiş besinlere olan erişimini sağlaması olmuş.
  • İnsanlarının çenelerinin küçülmesini ve beyinlerinin büyümesini ateşin kullanımına bağlayan araştırmacılar mevcut; çünkü yiyeceğin kolay sindirilmesi insanların küçük çene ve kısa sindirim sistemine sahip olarak da yaşayabilmesini sağlamış.
  • Kartallar (biliyorum insanla alakası yok 🙂 ama araya kaynadı) sıcak hava akımının bulunduğu yeri tespit edip, enerji harcamadan bu akıma kapılarak yükselebiliyorlarmış.
  • Homo Sapiens’ın ne zaman ortaya çıktığına dair kesin bir şey söylenemiyor (300 bin yıl öncesi ile 200 bin yıl öncesi arasında tartışmalar sürüyormuş) ama neredeyse tüm araştırmacılar 150 bin yıl önce Doğu Afrika’da Homo Sapiens’ın yaşadığı konusunda hemfikir. 70 bin yıl önce ise Homo Sapiens Orta Doğu’ya göç ederek burdan Avrasya topraklarına dağılıyorlar.
  • Homo Sapiens Avrasya’ya yayıldığında burda hali hazırda yaşamakta olan Neandertaller ve diğer insan türleriyle karşılaşıyor. Interbreeding Theory’ye göre, Homo Sapiens burda Neandertaller ile birlikte olarak bugünkü insanları ortaya çıkarmış. Yani bu teori doğruysa bugün Avrupa ve Orta Doğu’da yaşayan insanlar saf Sapiens değil.
  • Aynı şekilde 60 bin yıl önce Çin dolaylarına ulaşan Sapiens, burda da Homo Erectus ve Homo Denisova ile birleşmiş. Bu teoriye göre saf Sapiens olabilecek tek insanlar Afrikalılar.
  • Diğer bir ana teori olan Replacement Theory’ye göre ise Sapiens ile diğer türler arasında çeşitli sebeplerden dolayı (anatomi farklılığı vs.) cinsel birleşme olmamış ve olsa dahi bu kısır bir döle (at ve eşekten katır doğması gibi) yol açmış; bu da Neandertaller gibi Sapiens dışı insanların neslinin tükenmesine neden olmuş. Bu teoriye göre, şu an herkes Homo Sapiens.
  • 2010’a kadar Replacement Theory’nin doğru olduğu düşünülüyormuş; fakat 2010’da yayınlanan bir çalışma farklı bir gerçek olduğunu göstermiş. Avrupa’da modern insan genomunun %4’ü neandertal genlerinden oluşuyor. Birkaç ay sonrasında yayınlanan diğer bir çalışma ise, Avustralya’da yaşayan modern insanın ve aborjinlerin genomunun %6’sının Homo Denisova genlerinden oluştuğunu gösteriyor.

Bu bilgiler için A Brief History of Humankind kitabının yazarı Dr. Yuval Noah Harari’ye teşekkürler.