Kategoriler
Almanya İçmek Koşu Türkiye Yemek

96 Kilo

Temmuz’dan beri yollarda, bir süredir de Türkiye’deyim. Geçen gün dijital tartı bulunca tartılayım dedim. 96 kilo olmuşum. Her ne kadar 80-100 arasında sallansam da, bu kiloları nerdeyse 10 yıldır görmemiştim. En son 2013’te buraları gördüğümde 100’ü hedeflemiş ve dilediğim gibi yemiştim. Sonra da sanıyorum ki ketojenik diyet ve koşuyla beraber 85’lere kadar gerilemiştim. O zamanlar kendimi çok iyi hissediyordum. Batı ile Doğu Ataşehir arasında koşulara çıkıyordum. 5 ila 10 km arasında koşsam da, bunu rutine bindirmiştim ve koşuya çıkmak benim için oldukça sancısız bir süreç olmuştu. Şimdi öyle değil tabii.

Bade doğduğundan beri 1 ya da 2 sefer koşuya çıkmışımdır. 2013’teki koşularımdan sonra bir yarı maraton, bir de 14 kilometrelik ultramaraton da dahil olmak üzere yarışlara da katıldım. Hep göbekliydim gerçi. Şimdilerde bu kadar kolay kilo almamın en büyük sebebi hareketsizlik. Bir de Türkiye’de özlediğim o kadar çok lezzet oluyor ki, yiyorum. Nostaljik tatları da düzenli olarak arıyorum. Örneğin Bedo’dan acılı kemikli but yiyorum ama bunu bir hafta boyunca her gün yapıyorum. Yanında gelen acılı pideleri de gömüyorum. Bu tat benim çocukluğumun tadı; o yüzden bende yeri farklı.

Berlin’deki rutinime dönmeye henüz zaman var. Sanırım kilomu önemsemeden bir süre daha böyle devam edeceğim. Döndükten sonra Astro’nun gelmesi ve Walking Pad’ime de kavuşmamla beraber hareketsizliğin hayatımdan çıkacağını tahmin ediyorum. Vücuduma aldığım besinler kilomda kritik rol oynayacak. Bir de o çok sevdiğim aralıklı oruca da dönüş yapabilirsem vücudumun iyice rahatlayacağını hissediyorum.

%d blogcu bunu beğendi: