Categories
Model Düşünme

Schelling’in Ayrışma Modeli

Orijinal adı Schelling’s Segregation Model olan model, insanların bir arada yaşamasının belli kriterlere bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Irk, din, yaş, etnik köken, dil vb. kriterler, insanların yaşayacakları çevreyi seçmelerinde önemli birer etken. Çıkarılan haritalarda ise, birbirine benzeyen insanların aynı çevrede yaşamaya eğilimli oldukları görülmüş. Thomas Schelling ise bu ayrışmayı benzerlik yönünden tanımlayan bir model yaratmış ve bu sayısal modeli 0 ile 1 arasında ölçeklendirerek adına farklılık indeksi demiş.

Dörder bloktan oluşan, iki farklı şehir düşünelim. Her bir blokta yaşayan 10 kişi olduğunu varsayalım.

Atina: 1 blok zengin (A), 1 blok fakir (B), 2 blok yarı zengin yarı fakir (C ve D)
Prag: 4 blok yarı zengin yarı fakir (A, B, C ve D)

Bu iki şehrin farklılık indeksini bulmak için aşağıdaki formülü kullanacağız:

z: blokta yaşayan zenginlerin sayısı
Z: tüm zenginlerin sayısı

f: blokta yaşayan fakirlerin sayısı
F: tüm fakirlerin sayısı

Formül: |z/Z – f/F|

Atina A Blok: |10/20 – 0/20| = 1/2
Atina B Blok: |0/20 – 10/20| = 1/2
Atina C ve D Blok: |10/20 – 10/20| = 0

Sıra, bu değerleri blok sayılarına göre toplamaya geldi:

1 * 1/2 + 1* 1/2 + 2 * 0 = 1

Burası önemli. Schelling, ölçeği 0 ile 1 arasında tutmak için, sonuç ne çıkarsa çıksın 2’ye bölüyor. Ölçeklendirme için biz de aynısını yapacağız ve Atina’nın farklılık indeksini 0.5 olarak bulacağız. Aynını Prag için de yapalım.

Prag A, B, C ve D Blok: |20/20 – 20/20| = 0

4 * 0 = 0

0 / 2 = 0

Atina’nın farklılık indeksi 0.5 iken Prag’ın farklılık indeksi 0. Yani Atina halkı, zengin ve fakirlerin oturdukları muhitler açısından Prag’a göre daha çok ayrışmaya uğramış; Prag’da ise zenginler ve fakirler aynı yerlerde oturuyor. Bu modeli, sadece zenginler ve fakirler olarak sınırlamaya gerek yok, her türlü konuda kullanmak mümkün.

Categories
Hayat

Nasıl Bir Dünya İstiyorum?

  • Değişiklikten korkmayan, bulunduğu konumu muhafaza etmektense daha iyiye ve daha güzele yönelen insanların yaşadığı,
  • Hümanizmi bir öğreti kabul edip, bunu ilerleterek hayvana ve doğaya bizdenmişçesine davranan insanların yaşadığı,
  • Tüketmeyi bir amaç olarak görmeyip; fikir üretmeyi, ürün çıkarmayı, tüm canlıların yararına çalışmayı amaç sayan ve bu uğurda mutlu olacak insanların yaşadığı,
  • Bu fikir ve üretim sayesinde savaş duygusunun dahi olmadığı, işgücünün tamamen makineleştiği, insanların tek yapması gereken şeyin düşünmek, üretmek ve geliştirmek olduğu,
  • İnsanların birbirlerinin ırkları ve inançları üzerine kurulmamış, bu amaç uğruna savaşmak için yanıp tutuşmayan insanların yaşadığı,

bir dünya istiyorum. Kısacası, ben aslında John Lennon’ın bahsettiği dünyayı istiyorum. Bir de erkeklerin tuvaletten çıkmadan önce ellerini yıkadıkları bir dünya istiyorum, ama o konuya sonra geliriz. John Lennon’la baş başa kalalım ve inanalım.