Kategoriler
Hayat Kitap Tarih

Demir Ökçe ve Faşizm

Demir Ökçe, Jack London’ın 1908 yılında yazdığı ve zamanın oligarşisini tanımladığı bir kitap. Aslen kitap, yüzyıllar sonra bulunan ve 1900’lü yılların dünyasını anlatan bir el yazması olarak sunuluyor. Jack London’a göre yüzyıllar sonra dünya kapitalist sistemden kurtuluyor ve bu el yazmaları da insanlara tarih kitabı olarak okutuluyor. Kitap, Jack London’ın ileri görüşlülüğünü de destekler nitelikte; çünkü kitapta dünya savaşına ve ekonomik buhrana yapılan çok net göndermeler mevcut.

Demir Ökçe, oligarşiye verdiği ad olarak yerleşmiş durumda. Peki oligarşinin faşizmle bağlantısı ne? Kitabı okumanızı tavsiye ediyor oluşum bir yanda dursun, demokrasinin ardına gizlenmiş oligarşinin neler yapabildiğini bugün az çok biliyoruz, tahmin ediyoruz. Bu kitap, bunu sizin yüzünüze vuruyor. Oligarkların, asıl para babalarının işine gelmediği durumlarda bir insanın hayatını nasıl da kolayca değiştirebileceğini görüyorsunuz. Basın, finans ve hükümet onların elinde olunca, yapamayacakları bir elin parmaklarını geçmiyor. Halk üzerinde yarattıkları algı, istediklerini yapabilmelerini sağlıyor. Bunu da büyük ölçüde faşist düşüncelerle başarıyorlar. Faşizm sadece ırkçılık değil ya da faşizm ille de ölümle bağlantılı olmak zorunda değil. Faşizm, belli kitleleri bir kalıp içerisine sokmak anlamına da gelir. Bunu başardığınız zaman, hoşunuza gitmeyen birini bu kalıbın dışına çıkararak halktan soyutlayabilirsiniz.

Bu düşünceler, daha öncesinde Orwell’in 1984’ünü okuduğumda yüzüme çarpan şeylerdi. Demir Ökçe’de karşıma çıkan ve bakış açımı değiştiren şey ise, Jack London’ın kötümser tahminlerine rağmen aslında insanları gelecekte nasıl güzel bir dünya beklediğini düşlemesiydi. Bugün dünyanın her tarafında gördüğümüz, büyük balık küçük balığı yutar misali alımlar, Jack London’a göre kapitalizmin belkemiği. Ona göre kapitalizmin sonunu getirecek olan şey de yine bu kural. Çeşitli sektörlerde birer büyük balık ayakta kalacak ve en sonunda bunlar da yine tek bir elde birleşecek. Jack London’a göre kapitalizmin kaderi bu, oligarşinin yenildiği gün, aslında başardıklarını sandıkları gün olacak. Halk, bu tek eli ele geçirdiğinde daha güzel bir dünyaya uyanacak.

Ne düşünürsünüz bilmiyorum ama bu fikir benim sisteme çok daha farklı bakmaya itti. Hele de büyük balıkların kendini daha çok belli etmeye ve piyasada küçük balık bırakmamaya başladıkları şu dönemde. Belki hemen olmaz, belki yüz yıl içinde olmaz ama bir gün olmayacak bir şey değil. Bunu da dünya savaşını ve ekonomik buhranı yerinde tespitlerle tahmin eden adam söylüyorsa, bir düşünmek lazım. 🙂

Kategoriler
Kitap Tiyatro

Hayvan Çiftliği

Dün akşam Tuğçe’yle birlikte, 9 Ekim’de prömiyeri yapılan Hayvan Çiftliği’ni izlemeye gittik. Oyun, George Orwell’in aynı isimli yapıtından aslında çok da değiştirilmeden uyarlanmış. Oyuncularının adını daha önce duymamış olsam da yönetmeni, aynı zamanda dün öğrendiğimiz üzere Stüyo Cer’in genel sanat yönetmeni de olan Erdal Beşikçioğlu. Yönetmen yardımcılığını da eşi Elvin Beşikçioğlu yapıyor. Oyun üzerine iki farklı kategoride düşüncelerim var. Bunlar oyunun kendi ve Stüdyo Cer üzerine.

Stüdyo Cer üzerinden başlayacak olursak… CerModern’in sahne sanatları projesi olarak başlatılmış. İyi bir önyargıyla gittim, ancak oturma düzeni berbattı. Sahne ortada ve her iki tarafına sandalyeler konmuş. İşin kötü tarafı, 2. bölümün ilk dört sırası eğimli bir yüzey üzerine yerleştirilmediğinden ikinci, üçüncü ve dördüncü sıradan oyunu iyi bir şekilde takip edebilmek çok zor. Biz dördüncü sıradaydık ve montlarımızın üzerine oturarak ve sürekli olarak kafamızı kaldırıp bir o yana, bir bu yana bakarak izlemeye çalıştık ama nafile! Sahnenin sandalye konmamış olan diğer iki yanına aynalar dizilmişti. Eğer bu aynalar izleyişi kolaylaştırmak içinse pek bir işe yaramadılar, en azından bizim oturduğumuz yerden. Eğer oyuna gidecek olursanız şahsi tavsiyem 2. bölümde 5. sıranın gerisinden ve koridor kenarından bilet almanız. Aksi takdirde çok şey kaçırıyorsunuz. Eğer oyun üzerinde söz sahibi olan birileri burayı okursa umarım bu sorunu dikkate alır. Bu sadece benim yakındığım bir konu değil. Burayı inceleyebilirsiniz: http://beta.eksisozluk.com/hayvan-ciftligi

Bu noktadan sonra oyun hakkında biraz konuşacağım. Çeşitli spoilerlar verebilirim, o nedenle okumak tamamen sizin inisiyatifinizde.

Öncelikle şunu söylemeliyim, her ne kadar izlerken çok yorulmuş olsak ve oyunun bir kısmını görememiş olsak da oyun çok güzeldi. Kitabı okuyalı 2-3 yıl oluyor – yine de söyleyebilirim ki kitabı sahneye aktarma konusunda başarılı bir iş çıkarmışlar. Özellikle makyajlar, kostümler ve oyuncuların mimikleri çok hoşuma gitti. Daha spesifik olmam gerekirse tavuklara adeta bayıldım. Oyuncu sayısı fazla olmasına rağmen bireysel rollerin de ön plana çıkarılmış olması, kimi zaman birinin diğerlerinin sesini bastırması çok hoştu. Oyuncuların birbirlerine olan uyumu da adeta bir müzikal izliyormuşum hissi uyandırdı. Napolyon’u oynayan adam da rolüne cuk oturmuş. Hem fiziksel özellikleri, hem de konuşmaları etkileyiciydi.

Adeta görsel bir şölen izledik ama bunun yanında da Hayvan Çiftliği’nin vermek istediği mesajı da tekrar aldık. Gerçi oyunu izlemeye gelen bazı kimselerin bu mesajı alıp alamadığından şüpheliyim ama bu ayrı bir konu. Biz öğrenci bileti aldığımızdan 15 lira oyunun kendisine, 1.5 lira da MyBilet’e ödedik. Tam bilet ücreti de 30 liraydı. Benim şahsi görüşüm bu oyunu haftanın 7 günü oynamayacaklarsa (ki oynamıyorlar, galiba ayda 8 kere oynuyorlar) bilet ücretinin oldukça az olduğu. Bu yorumu pek az şey için yapıyorum ve bilet ücreti daha fazla olsaydı belki biz izlemeye gidemezdik – ama sırf oyuncu sayısının fazlalığını bile düşündüğümde bilet ücretinin çok çok çok az olduğu kanaatine varıyorum. Özel tiyatro olmasına rağmen durum böyle. Umarım oyun daha geniş bir kitleye ulaşır ve dünyanın bir gerçeği olan kar-zarar dengesine yenik düşmez. Vermek istediği mesajın çok daha fazla kişi tarafından da anlaşılmasına dair bir dileğim de var ama boş hayallere düşmektense en azından birilerinin çabalıyor olmasını takdir etmek gerek.

Oyuna gitmek isterseniz MyBilet üzerinden bilet satın alabiliyorsunuz: http://www.mybilet.com/event/12611/hayvan-ciftligi/

Bu arada Elvin Beşikçioğlu’nu Google’da aratırken çok hoş bir fotoğrafa da rastladım. Huzurlarınızda Erdal Beşikçioğlu’nun gençliği 🙂

Elvin ve Erdal Beşikçioğlu