Kategoriler
Bade Pia Hayat

İlk Gece

Dün Tuğçe’nin doğum günüydü. Bade doğduktan sonra ilk defa bir geceyi çocuksuz, baş başa geçirdik. Ailemizden uzak yaşıyoruz, pandemiden tokat yedik derken 3.5 yılda şunu yapmaya ancak fırsat bulabildik. Bade’nin bir süredir hazır olduğunu düşünüyorduk ama yine de çekincelerimiz vardı. Fakat beklentilerimize zıt bir şekilde çok da sorun yaşamadık. Tüm günü annemle geçirdi ve bunun üstüne hayatında ilk defa annesi ve babası yerine annemle uyudu. Sabah da sorunsuz bir şekilde uyandı. Elimde başka insanların çocuklarına dair veri yok, ama Bade’ye dürüst davranmamızın da sorun yaşamamız konusunda yardımı olduğunu düşünüyorum. Gece gelmeyeceğimizi, ancak ertesi gün geri geleceğimizi söyleyerek ayrıldık. Tabii bu noktaya kadar verdiğimiz sözleri tutmamızın ve asla yalan söylemememizin de bizim geleceğimize güvenmesinde büyük faydası var.

Biz ne yaptık? Güzel bir otelden oda ayarladık. SPA alanında vakit geçirdik, masaj yaptırdık. Restaurantı, barı kullandık ve tabiri caizse otelden hiç ayrılmadık. Kafamızda bir sürü acaba olsa da, dinlendik ve rahatladık. Tabii çok uzaklaşamadık; olası bir problemde hızlıca dönebilmek için evden yalnızca 15 dakika uzaktaydık. Yine de bizim için yarattığı fark büyük oldu: Yeni bir seviyenin kapılarını açmış gibi hissediyoruz.

Kategoriler
Bade Pia Hayat

Tükenmişlik

Pandemide yaşamak çok zor. Pandemide, dilini bilmediğim bir ülkede yaşamak çok zor. Pandemide, dilini bilmediğim bir ülkede çocuk büyütmek çok zor. Pandemide, dilini bilmediğim bir ülkede, destek almadan çocuk büyütmek çok zor. Tükendik, hem de fazlasıyla. Bade’nin kreşe başlamasıyla beraber bir nefes aldık. Ama bu tükenmişliğin getirdikleriyle çok çabuk sinirleniyorum. Bade her şeyi kendi kendine yapmak istiyor. Bu her zaman mümkün olmuyor. Acelemiz olabiliyor, akşama kadar tükenen sabrım Bade’ye yeterli gelmeyebiliyor. Sesim yükseliyor. Sonrasında da gece boyu süren vicdan azapları geliyor.

Bazı eylemleri hızlandırabilmek için ona seçenek sunmaya başladım. Örneğin yatma hazırlığı yaparken lavaboya dayalı olan öğrenme kulesine çıkması gerekiyor. Bunu yapması gerekiyor ki elini yıkayalım, dişini fırçalayalım, günlük burun spreyini sıkalım. Öğrenme kulesine kendi tırmanmak istiyor. Çok güzel. Fakat binbir dil dökmeyle banyoya getirebildiğim Bade’yi bir de hızlıca öğrenme kulesine tırmanmaya ikna etmek o kadar kolay değil. Ben de sayısız kere “yavrum çık şu öğrenme kulesine” isteklerinden sonra ona iki seçenek sunmaya başladım: Üçe kadar sayıyorum. Eğer ben üç dediğimde kuleye tırmanmamış olursa, onu alıp kendim koyacağımı söylüyorum. Başlarda belki de inanmadığından, çıkmadı, ben de alıp kendim koydum. Söylediğimi yaptığımı gördükten sonra da tırmanmaya başladı.

Ben her akşam üçe kadar sayarken artık bitmiş, tükenmiş oluyorum. Artık bir sinir harbiyle, yüksek sesle üçe kadar saymaya başladım. Şu an bunları yazarken dahi vicdanım sızlıyor. Fakat Bade o kadar naif ki, o kadar çocuk ki, sinirlendiğimi belki de görmezden gelip bunu bir oyuna çevirdi. Artık bana kendi söylüyor, “baba üçe kadar saysın, Bade tırmansın,” diye istekte bulunuyor. Ben saymaya başlayınca koşa koşa öğrenme kulesine gelip, adeta bir önceki günkü Bade’yle yarışırcasına kuleye tırmanıyor. Başarınca da kahkahalarla gülüyor. Tükendim. Sabrım da tükendi. Vicdanım da sızlıyor. Ne yapmak lazım?

Kategoriler
Bade Pia

Kaydırak

Bade bugün saat 11.40’ta uyanınca öğle uykusunu doğal olarak pas geçmek şart oldu. Biz de öğle yemeğini, yani dondurmasını yedikten sonra attık Bade’yi bebek arabasına, vurduk kendimizi dışarı. Bir süredir gitmek istediğimiz ama Bade’yi yürüyerek götürmeye çalıştığımızda bir saat yol çekmemiz gereken bir oyun parkına gittik. Son zamanlarda evin yanındaki küçük parkı daha efektif kullanmaya başlamıştı. Artık parkuru yardımsız yapabiliyor: Halata tutunup yukarı tırmanıyor, kütükte yürüyor ve kaydıraktan kayıyor. Sonra da çıplak ayaklarıyla aynı kaydırağa tersten tırmanıyor ve bu sefer yüz üstü kayıyor. Salıncaklara da iyice alıştı. Biz de bir farklılık olsun diye daha büyük bir parka gidelim dedik.

Daha büyük dediysem çok da büyük değil. Sadece biraz daha farklı. Fakat daha büyük çocukların da oynayabileceği, ekstradan büyük bir kaydırağı ve fare koşu bandı var. Küçük kaydırakta biraz takılıp halatlarla da oynadıktan sonra büyük kaydırağı gözüne kestirdi ve kaymak istedi. Fakat kaydırak çok yüksek. Kendi kendine tırmanabileceği bir yükseklik değil. Üstelik daha önceki parklarda tırmandığı yerler hep 45 derece açıya sahipti. Bu 90 derece; dik tırmanması gerekiyor. Kendine bir güç gelmiş olacak ki, attı bacağını merdivene, elini de yukardaki bara koydu, tırmanmaya başladı. Baktım tırmanıyor, ben de arkasında durdum. Çünkü merdiven nerden baksan üç metre var. Yukarılara geldiğinde biraz yardım ettim ve Bade çıkmayı başardı.

Sonradan Tuğçe’yle konuştuğumda gördüm ki ikimiz de aynı şeyi düşünmüşüz. Çıkmayı başardıktan sonra kaydırak yüksek gelecek veya diğer çocuklardan çekinecek ve inmek isteyecek. Hayır efendim. Usul usul kaydırağa yürüdü, oturdu ve kaydı. Çok hızlı kaydı, üstelik kaymanın etkisiyle geriye doğru yaslandı ve suratı sanki roller coasterda hızdan etkilenmişçesine bir hal aldı. Dedik herhalde korkar. Tekrar kaymak istemesin mi? Toplamda üç kere tırmandı ve kaydı. Dördüncüyü de tırmandı da en son inmek istedi, merdivene çıkıp ben aldım. Çok cesurdu. Denemekten hiç çekinmedi. Kızımla gurur duyuyorum.

Kategoriler
Almanya Bade Pia Gezi

Müze

Tuğçe birkaç günlüğüne Türkiye’ye gitti. Bade ile ilk defa baş başa kaldık. Ne yalan söyleyeyim, bugünün gelmesini heyecanla bekliyordum. Tuğçe’nin biraz nefes almasını istemem bir yana, baba-kız zaman geçirmenin güzel olacağını düşünüyordum. Bence şu ana kadar da her şey güzel gidiyor. Daha fazla İngilizce konuşuyor, evde ya da dışarda problem çıktığında daha kolay çözebiliyorum. Beraber markete gidiyoruz, parkta geziyoruz, yürüyüş yapıyoruz. Bugün de müzeye gittik. Koca müzede çok az şey ilgisini çekti (çünkü küçük), fakat müzede güneş sistemine ait bir bölüm olması çok iyi oldu. Tüm gezegenleri sayısız kere tekrar tekrar ziyaret edip saydık. Bir tane de kocaman dünya yapmışlar, iç tabakalarını göstermek için. Ona da taktı. Tüm müze boyunca “dünya nerde” diye sorup durdu. Neyse ki çıkış yolunda tekrar uğrayabildik de dünyaya hoşçakalımızı deyip öyle çıktık.

Bu doğal tarih müzesi geldiğimden beri aklımdaydı. Önceleri yol yordam bilmediğimiz için, sonraları da pandemi sebebiyle gidememiştik. Bugün hızlı test zorunluluğu da kalkınca bilet alıverdim. Zaten eve yürüyerek 10 dakika mesafede. Çok ayrıntılı gezemedim tabii. Fakat hep şu filmlerde gördüğümüz dinozor kemikleri burda da vardı. Koca koca dinozorları sergiliyorlar. İnanılmaz güzel. Zaten direkt de girişe koymuşlar. Girer girmez koca dinozorla karşılaşınca bir şoka uğradım. Bade’yi bayağı bir dürttüm ama çok ilgisini çekmedi. Tek yaptığı George gibi “grrrr,” demek oldu. Zamanla ilgisini çekecektir. Ucuz ve yakın olunca da tekrar ziyaret ederiz diye düşünüyorum.

Kategoriler
Almanya Bisiklet Hayat Sağlık

Doktor

Sabah erkenden kalkıp kontrol için doktora gittim. Muayenehaneleri kapalıydı. Bundan yaklaşık 2 ay önce gittiğimde de tüm hafta kapatmışlardı. Kendime demiştim ki: “Bir daha gitmeden önceki gün arayacağım.” Aradım mı? Hayır. 2 ay önce gittiğimde baş ağrılarım sebebiyleydi. Sonrasında araya tatil girip de semptomlarım kötüleşince acile gitmek zorunda kalmıştım. Acil hekimi bana aile hekiminde belli kontrollerden geçmem gerektiğini söylemişti; fakat Türkiye’ye gidişimden önce tatil olmayan herhangi bir gün yoktu. Ben de doktora Türkiye’de gittim. Bozulmuş açlık şekerim yüzünden Metformin başladılar. Bugün de ilaç bitişi için kontrole gitmek istemiştim. Yine olmadı.

Sanırım iki sefere de olumlu yandan bakacak olursam, gidiş-geliş yüzünden egzersiz yaptığımı söyleyebilirim. İlkinde yürüyerek gidip gelmiştim. Bugün de bisikletle gidip geldim. Bisikletle bildik yerlere giderken yeni yollar keşfediyorum. Dün, örneğin, direksiyon dersinden eve dönerken bir parkın içinden gitmeyi denedim. Meğerse park, yolun altından bizim eve bağlanıyormuş. Tekrar tekrar ışıkta beklememe gerek kalmadan eve varabildim. Araba alma yolunda ilerlesek de özellikle kısa mesafeler için bisikleti çokça sevmeye başladım. Dün bisikletle eve dönerken yakalandığım sağanak yağışa rağmen bunu söyleyebiliyorum.

%d blogcu bunu beğendi: