Kategoriler
Kitap Tarih Yorum

Kadınlar Ülkesi

Kitabı bitirmek üzereyim, o nedenle artık yorum yapabileceğimi düşünüyorum. Yazarı Charlotte Perkins Gilman adında bir kadın. Döneminin hümanistlerindenmiş ve kendisini feminist ütopyaya adamış. Zaten okuduğum kitap da böyle bir ütopyayı anlatıyor. Ütopya okumayı seviyorum; çünkü başkalarının mükemmel dünyasını gözlemlemek bana oldukça keyif veriyor.

Kadınlar Ülkesi‘nin birçok açığı var. Bunların en başında hıristiyanlık sevdası geliyor. Aynı durum Thomas More’un Ütopya‘sında da mevcuttu. Her ne kadar Kadınlar Ülkesi’nde açıkça dinin gereksizliğine varan söylemler bulunsa da bana göre açık bir hıristiyanlık sevdası var. Bunun ötesinde ise ülkedeki insanlar kesinlikle hastalanmıyor, bebekler ise ağlamıyor. Yazdılığı dönemde hastalıklar ve bebek psikolojisi üzerine bugüne oranla çok az şey bilindiğini düşünürsek belki bu durumu aklayabiliriz.

Kitapta beni en çok rahatsız eden nokta ise sadece kadınların bulunduğu bu ülkede cinselliğin ortadan kalkmış olması oldu. Mucizevi bir şekilde Meryem Ana gibi ürüyorlar; yani ortada herhangi bir baba yok. Y kromozomu verecek kimse olmadığı için de doğan bebeklerin de hepsi kadın oluyor. Bugünün şartlarında böyle bir kitaba feminist ütopya denilemezdi. Çünkü açık bir şekilde cinselliği üremekle bağdaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda kadın ve erkek arasındaki heteroseksüellikle sınırlıyor.

İnsanların hastalanmaması ve bebeklerin ağlamaması bugün bildiklerimiz ışığında çok saçma gelse de ütopik bir dünyada kabul edilebilir olgular. Fakat döneminde feminist ütopya olarak geçen bu yapıtı düşününce, son 100 yıldaki sıçramaların bilim tekelinde kalmadığını da görmek mümkün. Her şeye rağmen ise, yapıtın yayınlandığı zamanı düşününce yazarın ne kadar cesur ve ileri görüşlü olduğunu ayan beyan görebiliyorum.