Kategoriler
Almanya Bade Pia Gezi

Müze

Tuğçe birkaç günlüğüne Türkiye’ye gitti. Bade ile ilk defa baş başa kaldık. Ne yalan söyleyeyim, bugünün gelmesini heyecanla bekliyordum. Tuğçe’nin biraz nefes almasını istemem bir yana, baba-kız zaman geçirmenin güzel olacağını düşünüyordum. Bence şu ana kadar da her şey güzel gidiyor. Daha fazla İngilizce konuşuyor, evde ya da dışarda problem çıktığında daha kolay çözebiliyorum. Beraber markete gidiyoruz, parkta geziyoruz, yürüyüş yapıyoruz. Bugün de müzeye gittik. Koca müzede çok az şey ilgisini çekti (çünkü küçük), fakat müzede güneş sistemine ait bir bölüm olması çok iyi oldu. Tüm gezegenleri sayısız kere tekrar tekrar ziyaret edip saydık. Bir tane de kocaman dünya yapmışlar, iç tabakalarını göstermek için. Ona da taktı. Tüm müze boyunca “dünya nerde” diye sorup durdu. Neyse ki çıkış yolunda tekrar uğrayabildik de dünyaya hoşçakalımızı deyip öyle çıktık.

Bu doğal tarih müzesi geldiğimden beri aklımdaydı. Önceleri yol yordam bilmediğimiz için, sonraları da pandemi sebebiyle gidememiştik. Bugün hızlı test zorunluluğu da kalkınca bilet alıverdim. Zaten eve yürüyerek 10 dakika mesafede. Çok ayrıntılı gezemedim tabii. Fakat hep şu filmlerde gördüğümüz dinozor kemikleri burda da vardı. Koca koca dinozorları sergiliyorlar. İnanılmaz güzel. Zaten direkt de girişe koymuşlar. Girer girmez koca dinozorla karşılaşınca bir şoka uğradım. Bade’yi bayağı bir dürttüm ama çok ilgisini çekmedi. Tek yaptığı George gibi “grrrr,” demek oldu. Zamanla ilgisini çekecektir. Ucuz ve yakın olunca da tekrar ziyaret ederiz diye düşünüyorum.

Kategoriler
Almanya Bisiklet Hayat Sağlık

Doktor

Sabah erkenden kalkıp kontrol için doktora gittim. Muayenehaneleri kapalıydı. Bundan yaklaşık 2 ay önce gittiğimde de tüm hafta kapatmışlardı. Kendime demiştim ki: “Bir daha gitmeden önceki gün arayacağım.” Aradım mı? Hayır. 2 ay önce gittiğimde baş ağrılarım sebebiyleydi. Sonrasında araya tatil girip de semptomlarım kötüleşince acile gitmek zorunda kalmıştım. Acil hekimi bana aile hekiminde belli kontrollerden geçmem gerektiğini söylemişti; fakat Türkiye’ye gidişimden önce tatil olmayan herhangi bir gün yoktu. Ben de doktora Türkiye’de gittim. Bozulmuş açlık şekerim yüzünden Metformin başladılar. Bugün de ilaç bitişi için kontrole gitmek istemiştim. Yine olmadı.

Sanırım iki sefere de olumlu yandan bakacak olursam, gidiş-geliş yüzünden egzersiz yaptığımı söyleyebilirim. İlkinde yürüyerek gidip gelmiştim. Bugün de bisikletle gidip geldim. Bisikletle bildik yerlere giderken yeni yollar keşfediyorum. Dün, örneğin, direksiyon dersinden eve dönerken bir parkın içinden gitmeyi denedim. Meğerse park, yolun altından bizim eve bağlanıyormuş. Tekrar tekrar ışıkta beklememe gerek kalmadan eve varabildim. Araba alma yolunda ilerlesek de özellikle kısa mesafeler için bisikleti çokça sevmeye başladım. Dün bisikletle eve dönerken yakalandığım sağanak yağışa rağmen bunu söyleyebiliyorum.

Kategoriler
Hayat Koşu Sağlık Üretkenlik

Koşu

Dün çok uzun zamandır ilk defa koşuya çıktım. En son Kasım 2019’da koşmuşum. Bade doğduktan sonra koşmaya zaman bulabildiğimi sanmıyordum ama demek ki Kasım ayında bir şeyler olmuş ve az da olsa zaman bulabilmişim. Sonra Almanya’ya taşınmadır, pandemi yüzünden evde kısılıp kalmadır derken hiç fırsat yaratamamıştım. Nasıl başlayacağımı da bilmiyordum. Burda o kadar fazla insan dışarda spor yapıyor ki… İnsanın canı çekiyor. 🙂 Ne zaman burdaki küçük köprüden geçsem koşan birileri gelince köprü sallanıp durur, çok hoşuma giderdi. Bugün ben de köprüden koşarak geçtim. Köprünün sallantısı öyle büyük keyif verdi ki.

Koşmayı seviyor ve istiyorum da, beni anında koşuya başlatan iki sebep var. Birincisi Atomic Habits kitabındaki “küçük başla” tavsiyesi. Alışkanlık yaratmak için yapmak istediğin şeyi az az fakat sık sık yapmak gerektiğini söylüyor. Ben de öyle yaptım. Çıkıp yalnızca 1 km koştum. Bu kadar kısa koşacağımı bildiğim için giyinme ve kulaklık dahil hiçbir hazırlık yapmadım. Sweatshirt’ü üstüme geçirdim, ayakkabımı giydim ve kendimi dışarı attım. 1 km beni nerdeyse terletmediği için çamaşır kurutma ve duş zorunluluğu da ortaya çıkmadı. Gerçi ben yine kısa bir duş aldım ama kendimi zorunlu hissetmedim. Küçük başladım ve küçük devam edeceğim.

İkinci sebebim ise Sustainable Productivity’i pazarlamak. Gelecek hafta Compounding başlığı altında bir yazı yayınlayacağım. Burdaki mantık da şu: Her gün %1 gelişirsen, sonunda inanılmaz sonuçlara ulaşırsın. %1 ilerleme kaydetmek kolay, bu yüzden hemen şimdi başlayabilirsin. Ben de 1 km ile başladım ve her gün bir önceki günden %1 daha fazla koşacağım. 376 günün sonunda maraton koşmayı hedefliyorum. Bunun için bir de Instagram hesabı açtım ve tüm koşularımı orda paylaşmaya başladım. Gelecek haftaki yazımda da kendime yaptığım bu meydan okumayı kamuya açık şekilde paylaşacağım. İlk 6 ayın sonunda ancak 6 km’ye erişeceğim için beni çok zorlayacak bir meydan okuma da olmayacak. Çok heyecanlıyım!

Dönüm Noktası (km)Ulaşılan Gün
1.001
2.0070
3.01111
4.02140
5.01162
10.05232
15.12273
20.18302
21.00306
25.12324
30.05342
35.24358
40.10371
42.15376
Kategoriler
Almanya Hayat

Kredi

Dün maaş bankam olan Deutsche Bank’a gidip kredi çektim. Olur da ihtiyacım olursa Almanya’da kredi çekebilir miyim diye aylardır düşünüyordum. Sonuçta burda sınırlı süreli oturumum var ve pek de uzun zamandır burda yaşamıyorum. Kredi kartım da yok. Bu nedenle ortada doğru düzgün bir kredi notu da bulunmuyor. İnternette, kolay ve hızlıca kredi bulan Smava gibi ürünleri kullandım ama her seferinde başvurunun bir noktasında problem çıktı. Eskiden maaş bankam olan N26’da da doğru düzgün bir kredi süreci yoktu. Ben de maaşımı daha geleneksel bir banka olan Deutsche Bank’a taşıdım. Orda da internetten yaptığım başvurunun devamı uzun sürdü. Ben de en son dayanamadım, Türk bir çalışanın bulunduğu bir DB şubesi buldum ve bu kişiden randevu aldım.

Meğer Almanya’da kredi çekmek çok kolaymış. Üstelik oturumun son tarihi ile de sınırlı bir kredi planına bağlı kalmak gerekmiyormuş. Yani 3 yıl oturumum olsa da 5 yıllık kredi çekebiliyorum. Tüm bunlar bir yana, kredi faizleri de çok düşük olunca dertsiz şekilde kredi çekmek mümkün olabiliyormuş. Ama tüm bu kredi sürecinin istisnasız güzel tarafı Türkçe konuşarak bilgi alabilmek ve başvuru yapabilmekti. Aylardır yaptığım araştırmaların hepsi gereksizmiş. Yarım saatte bütün sistemi anladım, kredi limitimi öğrendim ve sonraki olası harcamalarım için nasıl yollar izleyebileceğim konusunda bilgi aldım. Bunun gerçekleşmesini sağlayan da Almanya’daki Türk popülasyonu. Burda o kadar büyük bir sayıya ulaşmış ki, nerdeyse her şey Türkçe ile mümkün.

Kategoriler
Almanya Hayat Türkiye Yorum

Sokağa Çıkma Yasağı

Dün akşam 19.00 itibariyle Türkiye’de 18 günlük sokağa çıkma yasağı başladı. Öyle bir yasak ki bina bahçesine inmek bile yasak. Çocuklarımızı özellikle uyaracakmışız, evden çıkmayacaklarmış. Bu konuda site yönetimlerine yetki verilmiş. Bak sen şu işe. Kongre düzenlerken, bin kişiyle cenaze organizasyonu yaparken sıkıntı yok; ama benim çocuğum temiz hava almasın. Gerçekten çok mantıklı. Almanya’da yalnızlıktan kafayı yiyorduk, burda klostrofobiden öleceğiz.

Biz buraya geldik geleli, Berlin’de de belirli durumlarda geçerli olmak üzere sokağa çıkma yasağı gelmiş. Eğer son bir haftada 100 bin kişide 150 ve üstü vaka sayısı görülürse akşam 22’den sabah 6’ya kadar yasak varmış. Ama gece saat 12’ye kadar tek başına çıkmak serbest. Prediyabetik sonuç aldığımdan beri egzersize daha fazla dikkat etmeye çalışırken dışarı çıkıp yürüyememek, markete çıktığımda ise dışarda dahi maske takmak zorunda olmak çok sinir bozucu. Sırf bu yüzden Berlin’e dönme hayalleri kurmaya başladım.

Bir de dönüş için önce İstanbul’a geçmemiz gerekiyor; malum Adana’dan şu anda Berlin’e direkt uçuş yok. Aktarmalı almadık, çünkü gitmeden babamı da göreceğiz. Bizim uçağı iptal ettiler. 2 gündür e-devlet üzerinden seyahat izin belgesi almaya çalışıyorum ama daha sistemde form bile açılmıyor. Geçen sefer Antalya’da 199’u arayarak aynı işlemi yapmaya çalıştığımda en az yarım saat hatta beklemiş, aralarda hattın kesilmesine tanık olmuştum. Hayır bir de izin almadan çıksam, karşıma çıkan polisin inisiyatifine kalmış durumdayım; çünkü yayınlanan genelgede muğlak maddeler var. İkametim yurtdışında olduğu için normalde İstanbul yolu bana serbest görünüyor, ama 1 hafta önceden gitmeye kalktığımda serbest mi, değil mi belli değil.

Bir de alkol satışını yasaklamışlar 18 gün. Bir güruh var, pandemiyle uğraşıyormuşuz, alkol yasağını dert etmemiz çok saçmaymış. Çok alakalı ya zaten. Hazır Ramazan ayına da denk geliyor, kafalarına göre yasak koyuyorlar, bir de saçma bir şekilde destek görüyorlar. Neymiş, Avrupa’da da yasakmış. Tabii canım, yasak. Evet.