Kategoriler
Astro Bade Pia Hayat

Öğle arası ve Uyku

Keşke birkaç yıl önceki gibi siestalarımdan bahsediyor olsam. Bahsetmiyorum. Öğle aramda Slack’e bir hamburger ikonu koyuyorum. İmleci üstüne getirince Lunch yazıyor. Bense önce Bade’yi uyutuyorum, sonra Astro’yu yürüyüşe çıkarıyorum. 1 saati ben böyle yiyorum, öğle yemeğiyle değil. Sonra Tuğçe bir şeyler hazırlıyor da çalışmaya devam ederken atıştırabiliyorum. Yoksa o da zor. Ofiste çalışırken böyle değildi tabii. Yemeğe çıktığımız ekiple yayılıyorduk. Dönüp ofiste mutfak muhabbeti yapıyorduk.

Şu son bir iki haftadır da uykular haram oldu. Bayağı bildiğin uyuyamıyoruz, çünkü haspam Bade Pia Hanım geceleri yine meme diye ağlamaya başladı. Apartmanı inletiyor. Kucağımda zar zor uyutuyorum, yatağına koyar koymaz uyanıp ağlamaya başlıyor. Günde 3-4 saat farklı şekillerde uyuyarak geçti günlerimiz. Dün gece o uyur uyumaz biz de uyuduk. Bu sefer gece uyandığında ben zaten 6 saat uyumuştum. İkimizin de biraz uykumuzu almamızın etkisiyle sakin bir şekilde geri uyutmayı başardık. Sonra sabaha kadar yine uyuduk. Of. Çok güzeldi 9 saat uyumak.

Bu akşam da Bade’yle yemek masasında kitap okurken birileri kitapta uyuyakaldı. Dedim ne güzelmiş ya o günler, bir yerlerde uyuyakalabiliyorsun. Üstelik bazı zamanlar uyandırılmıyorsun da. Mis gibiymiş. Çok seviyoruz be. Ama çok da zor çocuk büyütmek. Ben yine Tuğçe’ye göre iyi uyudum bu 2 yıl. Yine beni de zorluyor. Uykumuzu alabileydik iyiydi.

Not: Pazar günü Türkiye’ye gidiyorlar. 2 hafta sonra ben de yolcuyum. Uyuyacağız, yiyeceğiz, dinleneceğiz. O zaman çalışmak komayacak. Kosa iyi miymiş gerçi?

Kategoriler
Almanya Hayat

Ehliyet

Dün ilk defa Bürgeramt’a gittim. Almanya’ya geleli 15 ayı geçti ve ben hala Türk ehliyetimi Alman ehliyetine çeviremedim. Geçen Eylül ayında bir sürücü kursuna kaydolmuş, Ekim sonunda da ilkyardım kursu ile göz testini tamamlamıştım. Fakat sonrasında işlemleri başlatmak için Bürgeramt randevusu almam gerekiyordu. Bir türlü boş yer bulamadım. Zaten Bürgeramt’ta Almanca konuşmadığın zaman problem yaşadığına dair bir ton şey okumuştum. Ben de Red Tape Translation adlı bir kurumu kullanarak benimle Bürgeramt’a gelecek (saati 75 Euro’ya) bir çevirmen buldum. Randevuyu da (15 Euro ek ücrete) onlar ayarladı.

Bürgeramt’ta randevu saatini beklerken çevirmenim Kim ile muhabbet etme şansım oldu. ABD’liymiş ve kendi ehliyetini Teksas’tan almış. ABD’nin birçok eyaletinin ehliyeti burda sınavsız bir şekilde Alman ehliyetine çevrilebiliyor. Bana ehliyetini nasıl aldığını anlattığında hem şaşırdım, hem de kurumlara olan güvenin ne anlam ifade edebileceğini bir kere daha anladım.

Ehliyet almak için başvurduğu zaman Teksas’ın bir uygulaması varmış. Eğer ebeveyni Kim’e araba kullanmayı öğretmek isterse bunu sürücü kursu yerine yapabiliyormuş. Kim’in babasına eğitim için bir kitap vermişler, “6 ay sonra gel,” demişler. Kim’le babası ilk derslerini yapmış, sonra kitabı da dersleri de komple unutmuşlar. Aradan 6 ay geçmiş. Ehliyeti hatırlamışlar. İlgili kuruma gitmişler, formları imzalamışlar ve ehliyeti almışlar. Burda Teksas’ın vatandaşına güvenmesi ve kaynak transferi yapması çok hoşuma gitti. Sonuçta hangi ebeveyn çocuğunun sorumsuzca araba kullanmasını ister ki? Bunun üstüne de eyalet, sürücü eğitmenine de gerek kalmadan ehliyet dağıtabilme şansına sahip olmuş. Bu arada Kim’le aynı yaştayız. Teksas artık bu yöntemi kullanmıyormuş ama belli ki o kadar da eski bir yöntem değil.

Tüm bunlardan öte, Almanya da adı ABD olduğu için, belli başlı kuralları ve operasyonları oturttuğu için bu ehliyeti kabul ediyor. Biz de ehliyetimizi Türkiye’den, kuralsızlığın başı çektiği, her gün bir operasyonun yapılma biçiminin değiştiği bir ülkeden aldığımız için mecburen tekrar sınava girmek zorunda kalıyoruz. Üstelik pratik sınavı da Almanca almamız gerekiyor. Neyse ki sıfırdan ders aldırmıyorlar tabii, bu da bir şeydir.

Not: Randevu hızlı ve sorunsuz geçti. 4-6 hafta içinde evime yollayacakları belgelerle Dekra’da teorik ve pratik sınavlara girebileceğim. Bu yılki hedeflerim için önemli bir adım.

Kategoriler
Almanya Hayat

Diş Fırçası

Almanya’ya geldiğimizden beri Curaprox’un ultra soft diş fırçalarını kullanmaya başladık. Sanırım Türkiye’de de varmış ama ben bu kadar farklı olabileceğini bilmiyordum. Bugüne kadar kullandığım diş fırçaları beni hep rahatsız etti. Hem dişlerimi, hem de diş etlerimi acıtıyorlardı. Bunun normal olmadığını Curaprox’la fark ettim. Bam güm ağzımın her noktasını, farklı hızlarda fırçalayabiliyorum ve inanılmaz keyif alıyorum. Bir insan diş fırçalamaktan bu kadar keyif alabilir mi? Daha önce bulaşık fırçasından hallice diş fırçası kullanıyorduysa bence alabilir.

Amazon’un aylık subscription sistemi de sağ olsun, üç ayda bir yeni fırçalar geliyor; böylece fırça kılları pörsümeye yakın değiştiriyoruz. Önceden bir diş fırçasını yıllarca kullansam da değiştirmek aklıma dahi gelmezdi. Meğer değiştirmek gerekiyormuş. Hatta hastalık atlattıktan sonra da fırça değişimi ya da sterilizasyon öneriliyormuş. Ben hiçbirine dikkat etmemişim.

Curaprox’la da bir kez daha kanıtlandı ki, rutinde kullanılan her şeyin kalitelisi var. Bir şekilde herkesçe bilinen veya sevilen bir ürünü kullanmak ya da tüketmek size yavan ya da rahatsız edici geliyorsa, sevenlerin neden sevdiğini öğrenmekte fayda var. Benim için yakın zamanda bunun en büyük örnekleri diş fırçası ve avokado oldu.

Dipnot: Türkiye’de görsem de almazmışım sanırım. Hepsiburada’da buldum, tek fırçanın fiyatı 50 liraydı. Burda üç tanesi 8 Euro.

Kategoriler
Almanya Hayat

İnternet

Vodafone’dan kurtulduk. Arkadaş o neydi öyle ya. Ortalamaya vurunca 40-50 ms pingler, 1 mbps’yi geçmeyen upload hızları. Güya 1 gbps download ile 50 mbps upload hızı alacaktık. Şimdi Telekom ile direkt fiber bağlantı geldi. 500 mbps download, 100 mbps upload. Ping de 3-5 ms. Mis gibi. Vodafone bazen bahsettiği download hızlarına yaklaşıyordu. Ama upload ve ping hususunda çağ atladık. Zaten onlar olmayınca download’un da bir anlamı kalmıyor.

Neyse bugün Telekom’dan bir tekniker geldi. Vodafone’u bağlatırken kimse gelmemişti. Modemi yollamışlardı, ben evde kurmuş ve internete kavuşmuştum. Fakat Telekom’un fiber bağlantısı için kablo çekmesi gerekiyormuş. Adam orta yaşlı bir Almandı. Bir nebze İngilizce biliyordu neyse ki, anlaştık. İçerde bağlantıları hallederken “Hausmeister’a haber verdiniz mi?” diye sordu. İçimden bir hassiktir çektim, “yoo?” dedim ama bir yandan da ne yapacağımı düşünüyorum. Adamı da aldım sitenin yönetim ofisine gittik. Ordaki kadın da hiç İngilizce bilmiyordu ama bir şekilde anlaştık da kadın bizi aldı, teknikerin işini halledeceği odaya götürdü.

Götürdü ama ne götürmek. 500 dairelik bir site burası. Bodrumlarda geziyoruz ama labirent gibi yer mübarek. Oraya giriyoruz, yok. Buraya giriyoruz, yok. Bir yandan da Almanca konuşuyorlar. Sanırım kadın “önceden haber verilmez mi” gibi bir şey söyledi adama. Haklı. Ama o kadar araştırmama rağmen aşağıda bir yerlere gideceğimizi bilmiyordum. Beşinci denememizde bulduk da bağlantı yapıldı. Ayda 60 Euro’ya cillop gibi internet. Nihayet.

Kategoriler
Bade Pia Yorum

Gelişim

Bade henüz 2 yaşını bitirmedi. Şu anda 22 aylık. Fakat biraz daha uğraşırsa okumayı çözeceğini düşünmeye başladık. Rakamları iki dilde de biliyor. Gördüğü yerde söyleyebiliyor. Şimdi de harflere sardı. Kitapları zaten çok seviyor. Artık okurken, en çok da başlıkları gördüğünde harfleri sormaya başladı. Daha çok Tuğçe’yle zaman geçirdikleri için doğal olarak Türkçe’si daha ileri. Harfleri de Türkçe okuyor. Fakat daha bugün birkaç harfi doğru şekilde okuduğuna şahit oldum.

Müziğe ve dansa karşı çok ilgili. Kendi dinlemek istediği müziği kendi seçebiliyor. Tabii ki bunda onun sevdiği şarkıları bir Spotify listesi haline dönüştürmemizin de faydası oldu. Fakat aynı zamanda, hamilelikten itibaren çok farklı spektrumda müziğe ve şarkıya maruz kaldı. Şu anda listesinde 40’a yakın parça var. Bir parçayı birden çok sefer isterse listesine ekliyoruz. Bazen “Alexa müzik çal,” diyor. “Which song do you want?” soruma belli bir parça ile cevap veriyor. Ben de telefondan listeyi gösteriyorum. Parçayı bulup üstüne basıyor ve Alexa çalmaya başlıyor.

Sevdiği kitaplardan parçaları ezberliyor. Bu aralar en favori hikaye kitabı “Köpekler Bale Yapmaz”. Giriş sayfasını ezbere biliyor ve zaman zaman sayfadaki belki 10 cümleyi ardı ardına söylüyor. Hafızasının çok iyi olduğunu düşünmeye başladık. Fakat ortada karşılaştırabileceğimiz bir örnek yok. Henüz 2 yaş kontrolüne de gitmediğimiz için, varsayımlarımızı sadece okuduklarımız ve gözlemlediklerimize dayandırabiliyoruz. Gelişimi yaşıtlarından ileri de olsa, geri de olsa, günbegün bizi şaşırtmaya devam ettiği bir gerçek. Bir insan yetiştiriyor olmak, sorumluluğu büyük olsa da inanılmaz keyifli.