Kategoriler
Hayat Koşu Sağlık Üretkenlik

Koşu

Dün çok uzun zamandır ilk defa koşuya çıktım. En son Kasım 2019’da koşmuşum. Bade doğduktan sonra koşmaya zaman bulabildiğimi sanmıyordum ama demek ki Kasım ayında bir şeyler olmuş ve az da olsa zaman bulabilmişim. Sonra Almanya’ya taşınmadır, pandemi yüzünden evde kısılıp kalmadır derken hiç fırsat yaratamamıştım. Nasıl başlayacağımı da bilmiyordum. Burda o kadar fazla insan dışarda spor yapıyor ki… İnsanın canı çekiyor. 🙂 Ne zaman burdaki küçük köprüden geçsem koşan birileri gelince köprü sallanıp durur, çok hoşuma giderdi. Bugün ben de köprüden koşarak geçtim. Köprünün sallantısı öyle büyük keyif verdi ki.

Koşmayı seviyor ve istiyorum da, beni anında koşuya başlatan iki sebep var. Birincisi Atomic Habits kitabındaki “küçük başla” tavsiyesi. Alışkanlık yaratmak için yapmak istediğin şeyi az az fakat sık sık yapmak gerektiğini söylüyor. Ben de öyle yaptım. Çıkıp yalnızca 1 km koştum. Bu kadar kısa koşacağımı bildiğim için giyinme ve kulaklık dahil hiçbir hazırlık yapmadım. Sweatshirt’ü üstüme geçirdim, ayakkabımı giydim ve kendimi dışarı attım. 1 km beni nerdeyse terletmediği için çamaşır kurutma ve duş zorunluluğu da ortaya çıkmadı. Gerçi ben yine kısa bir duş aldım ama kendimi zorunlu hissetmedim. Küçük başladım ve küçük devam edeceğim.

İkinci sebebim ise Sustainable Productivity’i pazarlamak. Gelecek hafta Compounding başlığı altında bir yazı yayınlayacağım. Burdaki mantık da şu: Her gün %1 gelişirsen, sonunda inanılmaz sonuçlara ulaşırsın. %1 ilerleme kaydetmek kolay, bu yüzden hemen şimdi başlayabilirsin. Ben de 1 km ile başladım ve her gün bir önceki günden %1 daha fazla koşacağım. 376 günün sonunda maraton koşmayı hedefliyorum. Bunun için bir de Instagram hesabı açtım ve tüm koşularımı orda paylaşmaya başladım. Gelecek haftaki yazımda da kendime yaptığım bu meydan okumayı kamuya açık şekilde paylaşacağım. İlk 6 ayın sonunda ancak 6 km’ye erişeceğim için beni çok zorlayacak bir meydan okuma da olmayacak. Çok heyecanlıyım!

Dönüm Noktası (km)Ulaşılan Gün
1.001
2.0070
3.01111
4.02140
5.01162
10.05232
15.12273
20.18302
21.00306
25.12324
30.05342
35.24358
40.10371
42.15376
Kategoriler
Girişimcilik Kitap Üretkenlik

Ocak 2021

Pandemiye rağmen ya da belki pandemi yüzünden, Ocak 2021’de hedeflerime hızlı bir giriş yaptım. Yıllık 16 kitap okuma hedefim ile 50 yazı yazma hedefimin yarısını şimdiden tamamladım. Aslında biraz da yaşadığım bir farkındalığın etkisi oldu: Ben okumayı da yazmayı da çok seviyorum. Okumak için de yazmak için de kendime gelecekte boş zaman yaratmaya çalışmamın hiçbir manası yok. O an neyle meşgul olursam olayım, mutlaka okumaya ve yazmaya zaman ayırabilirim.

Aynı anda birden çok kitap okuyorum. Okuduğum kitapların çeşitleri de farklı. Ocak ayı tekelinde konuşayım. Elimde hep bir roman vardı. Tuvalette telefonda zaman geçirmek yerine roman okudum. Astro’yu sık sık dışarı çıkarmam gerekti; günde en az 2, bazen 3, bazen bu sayı 4’e çıktı. Ne zaman çıksam kulağımda kulaklık, Audible’dan listemdeki non-fiction kitapları dinledim. Bir de teknik kitaplar okuyorum. Çalışırken ara verdiğimde bir elimde highlighter, o an okuduğum teknik kitaba gömüldüm. Sonuç: Ocak’ta 8 kitap okudum. Şimdilik aynı hızda devam ediyorum.

Nasıl farklı çeşitte kitaplar okuyorsam, farklı çeşitte yazılar da yazıyorum. Günlük tutmanın önemini çoktandır biliyordum da, blogumda mümkün olduğunca sık yazmaya başlayınca anladım ki gerçekten bana iyi geliyor. Hem aklımı boşaltmamı sağlıyor, hem de yazdıklarıma farklı noktalardan bakabilmeme vesile oluyor. Günlük yazılarımı burda Türkçe yazıyorum. Öte yandan Substack üzerinde Sustainable Productivity adında bir newsletter başlattım. Üretkenlik üzerine söyleyecek, konuşacak çok şeyim olduğunu fark ettiğimden beridir yazmak istiyordum. Şimdilik İngilizce olarak haftalık yazıyorum. Son olarak da dev.to üzerinde yine İngilizce ama teknik yazılar yazıyorum. Bunlar, okuduğum teknik kitapları daha iyi anlamamı sağlıyor; çünkü önemli bir konu üzerine yazarken düşünmem, irdelemem gerekiyor. Tüm bu çeşitleri saydığımda Ocak’ta 24 yazı yazdım. Yine aynı hızda devam ediyorum.

Pandemi hala bizi çokça sınırlıyor, mental olarak yaralıyor. Ama her şeye rağmen yol alabildiğimi görmek güzel. Psikolojik olarak hedeflerimi kendime bariyer görmemek için düşük hedefler tutmuş olmam da beni pozitif etkiledi.

Kategoriler
Girişimcilik Hayat Kitap Üretkenlik Yorum

8 Saat

Günde 8 saat, haftada 5 gün çalışmanın insanı yok ettiğini düşünmeye başladım. Sanayi Devrimi’nden bu yana çalışan hakları hususunda çok yol aldığımızın farkındayım. Fakat aynı zamanda Sanayi Devrimi’nin de çok yeni olduğunu da unutmamak lazım. Paul Lafargue’ın Tembellik Hakkı‘nda anlattıkları, Andrew Smart’ın Autopilot‘unda verilerle ortaya koyduğu şekliyle insanın hiçbir şey yapmamaya olan ihtiyacı artık bana zorunlu görünüyor.

Teoriyi bir yana bırakalım. Şu sıra pandemi yüzünden aile ve arkadaşlarımdan uzakta, bebekli bir aile olduğumuzu da unutalım. Gerçekleri konuşalım. Yaklaşık bir haftadır yarı zamanlı çalışıyorum. Günde 4 saat, haftada 5 gün. Toplantıları bir yana ayırdığım zaman, işime çok daha kolay odaklanabiliyorum.

Gün içinde saat başına yapılan birim işin grafiğini çizsek, doğrusaldan ziyade logaritmik bir eğriyle karşılaşacağımıza inanıyorum. Belli bir saati geçtikten sonra saat başına alınan verimin özellikle masa başı işlerde düştüğüne çokça şahit oldum. Belki de işin sahibi biz olmadığımız içindir, kim bilir? Daha az saat vererek daha az kazanmaya razıyım; belki de kendi işimi ayağa kaldırana kadar.

Kategoriler
Kariyer Üretkenlik Yazılım

Kovulmak

“Her gününü son günün gibi yaşa,” diye bir geyik var ya; arkasındaki mantığı anlıyorum ama uygulaması biraz zor. Özellikle de uzun vadeli planlar için pratik değil. Fakat geçtiğimiz gün farklı bir şey keşfettim: “Bugün kovulacakmışsın gibi çalış.” Beni iş yerinde eylemsizliğe sürükleyen korkuları silip süpürdüğünü fark ettim. Tam bir procrastination-killer.

O günümün iş yerindeki son günüm olduğunu düşündüğümde içimde iki duygu/düşünce baskın çıktı. Bugün son günümse:

  1. Projeden öğrenebildiğim kadar çok şey öğrenmeye bakayım.
  2. Bütün projeyi yaksam bile yarın bunu düşünmek zorunda olmayacağım. Yaptığım hataların bana zararı olmayacak.

Sonuç? Oyalanmadan ne yapmam gerekiyorsa bam bam bam yaptım. Ertesi gün de aynı şekilde geçti, sonraki gün de. Bireysel iştirakçi (Individual Contributor ya da IC) olarak projeyi yakmam zaten pek mümkün değil. Fakat zaman zaman bunun korkusuyla eyleme geçmeyi ötelediğimi fark ettim. Duyduğum korku yersiz. O zaman “yanacaksa yansın” kafası, harekete geçiren ve ileri götüren bir kafaya büründürüyor.

Bence beynimin bug’ını buldum. Bir noktada patlarsa yazarım.