Kategoriler
Girişimcilik Kitap Üretkenlik

Ocak 2021

Pandemiye rağmen ya da belki pandemi yüzünden, Ocak 2021’de hedeflerime hızlı bir giriş yaptım. Yıllık 16 kitap okuma hedefim ile 50 yazı yazma hedefimin yarısını şimdiden tamamladım. Aslında biraz da yaşadığım bir farkındalığın etkisi oldu: Ben okumayı da yazmayı da çok seviyorum. Okumak için de yazmak için de kendime gelecekte boş zaman yaratmaya çalışmamın hiçbir manası yok. O an neyle meşgul olursam olayım, mutlaka okumaya ve yazmaya zaman ayırabilirim.

Aynı anda birden çok kitap okuyorum. Okuduğum kitapların çeşitleri de farklı. Ocak ayı tekelinde konuşayım. Elimde hep bir roman vardı. Tuvalette telefonda zaman geçirmek yerine roman okudum. Astro’yu sık sık dışarı çıkarmam gerekti; günde en az 2, bazen 3, bazen bu sayı 4’e çıktı. Ne zaman çıksam kulağımda kulaklık, Audible’dan listemdeki non-fiction kitapları dinledim. Bir de teknik kitaplar okuyorum. Çalışırken ara verdiğimde bir elimde highlighter, o an okuduğum teknik kitaba gömüldüm. Sonuç: Ocak’ta 8 kitap okudum. Şimdilik aynı hızda devam ediyorum.

Nasıl farklı çeşitte kitaplar okuyorsam, farklı çeşitte yazılar da yazıyorum. Günlük tutmanın önemini çoktandır biliyordum da, blogumda mümkün olduğunca sık yazmaya başlayınca anladım ki gerçekten bana iyi geliyor. Hem aklımı boşaltmamı sağlıyor, hem de yazdıklarıma farklı noktalardan bakabilmeme vesile oluyor. Günlük yazılarımı burda Türkçe yazıyorum. Öte yandan Substack üzerinde Sustainable Productivity adında bir newsletter başlattım. Üretkenlik üzerine söyleyecek, konuşacak çok şeyim olduğunu fark ettiğimden beridir yazmak istiyordum. Şimdilik İngilizce olarak haftalık yazıyorum. Son olarak da dev.to üzerinde yine İngilizce ama teknik yazılar yazıyorum. Bunlar, okuduğum teknik kitapları daha iyi anlamamı sağlıyor; çünkü önemli bir konu üzerine yazarken düşünmem, irdelemem gerekiyor. Tüm bu çeşitleri saydığımda Ocak’ta 24 yazı yazdım. Yine aynı hızda devam ediyorum.

Pandemi hala bizi çokça sınırlıyor, mental olarak yaralıyor. Ama her şeye rağmen yol alabildiğimi görmek güzel. Psikolojik olarak hedeflerimi kendime bariyer görmemek için düşük hedefler tutmuş olmam da beni pozitif etkiledi.

Kategoriler
Girişimcilik Hayat Kitap Üretkenlik Yorum

8 Saat

Günde 8 saat, haftada 5 gün çalışmanın insanı yok ettiğini düşünmeye başladım. Sanayi Devrimi’nden bu yana çalışan hakları hususunda çok yol aldığımızın farkındayım. Fakat aynı zamanda Sanayi Devrimi’nin de çok yeni olduğunu da unutmamak lazım. Paul Lafargue’ın Tembellik Hakkı‘nda anlattıkları, Andrew Smart’ın Autopilot‘unda verilerle ortaya koyduğu şekliyle insanın hiçbir şey yapmamaya olan ihtiyacı artık bana zorunlu görünüyor.

Teoriyi bir yana bırakalım. Şu sıra pandemi yüzünden aile ve arkadaşlarımdan uzakta, bebekli bir aile olduğumuzu da unutalım. Gerçekleri konuşalım. Yaklaşık bir haftadır yarı zamanlı çalışıyorum. Günde 4 saat, haftada 5 gün. Toplantıları bir yana ayırdığım zaman, işime çok daha kolay odaklanabiliyorum.

Gün içinde saat başına yapılan birim işin grafiğini çizsek, doğrusaldan ziyade logaritmik bir eğriyle karşılaşacağımıza inanıyorum. Belli bir saati geçtikten sonra saat başına alınan verimin özellikle masa başı işlerde düştüğüne çokça şahit oldum. Belki de işin sahibi biz olmadığımız içindir, kim bilir? Daha az saat vererek daha az kazanmaya razıyım; belki de kendi işimi ayağa kaldırana kadar.

Kategoriler
Kariyer Üretkenlik Yazılım

Kovulmak

“Her gününü son günün gibi yaşa,” diye bir geyik var ya; arkasındaki mantığı anlıyorum ama uygulaması biraz zor. Özellikle de uzun vadeli planlar için pratik değil. Fakat geçtiğimiz gün farklı bir şey keşfettim: “Bugün kovulacakmışsın gibi çalış.” Beni iş yerinde eylemsizliğe sürükleyen korkuları silip süpürdüğünü fark ettim. Tam bir procrastination-killer.

O günümün iş yerindeki son günüm olduğunu düşündüğümde içimde iki duygu/düşünce baskın çıktı. Bugün son günümse:

  1. Projeden öğrenebildiğim kadar çok şey öğrenmeye bakayım.
  2. Bütün projeyi yaksam bile yarın bunu düşünmek zorunda olmayacağım. Yaptığım hataların bana zararı olmayacak.

Sonuç? Oyalanmadan ne yapmam gerekiyorsa bam bam bam yaptım. Ertesi gün de aynı şekilde geçti, sonraki gün de. Bireysel iştirakçi (Individual Contributor ya da IC) olarak projeyi yakmam zaten pek mümkün değil. Fakat zaman zaman bunun korkusuyla eyleme geçmeyi ötelediğimi fark ettim. Duyduğum korku yersiz. O zaman “yanacaksa yansın” kafası, harekete geçiren ve ileri götüren bir kafaya büründürüyor.

Bence beynimin bug’ını buldum. Bir noktada patlarsa yazarım.