Kategoriler
Bade Pia

Kaydırak

Bade bugün saat 11.40’ta uyanınca öğle uykusunu doğal olarak pas geçmek şart oldu. Biz de öğle yemeğini, yani dondurmasını yedikten sonra attık Bade’yi bebek arabasına, vurduk kendimizi dışarı. Bir süredir gitmek istediğimiz ama Bade’yi yürüyerek götürmeye çalıştığımızda bir saat yol çekmemiz gereken bir oyun parkına gittik. Son zamanlarda evin yanındaki küçük parkı daha efektif kullanmaya başlamıştı. Artık parkuru yardımsız yapabiliyor: Halata tutunup yukarı tırmanıyor, kütükte yürüyor ve kaydıraktan kayıyor. Sonra da çıplak ayaklarıyla aynı kaydırağa tersten tırmanıyor ve bu sefer yüz üstü kayıyor. Salıncaklara da iyice alıştı. Biz de bir farklılık olsun diye daha büyük bir parka gidelim dedik.

Daha büyük dediysem çok da büyük değil. Sadece biraz daha farklı. Fakat daha büyük çocukların da oynayabileceği, ekstradan büyük bir kaydırağı ve fare koşu bandı var. Küçük kaydırakta biraz takılıp halatlarla da oynadıktan sonra büyük kaydırağı gözüne kestirdi ve kaymak istedi. Fakat kaydırak çok yüksek. Kendi kendine tırmanabileceği bir yükseklik değil. Üstelik daha önceki parklarda tırmandığı yerler hep 45 derece açıya sahipti. Bu 90 derece; dik tırmanması gerekiyor. Kendine bir güç gelmiş olacak ki, attı bacağını merdivene, elini de yukardaki bara koydu, tırmanmaya başladı. Baktım tırmanıyor, ben de arkasında durdum. Çünkü merdiven nerden baksan üç metre var. Yukarılara geldiğinde biraz yardım ettim ve Bade çıkmayı başardı.

Sonradan Tuğçe’yle konuştuğumda gördüm ki ikimiz de aynı şeyi düşünmüşüz. Çıkmayı başardıktan sonra kaydırak yüksek gelecek veya diğer çocuklardan çekinecek ve inmek isteyecek. Hayır efendim. Usul usul kaydırağa yürüdü, oturdu ve kaydı. Çok hızlı kaydı, üstelik kaymanın etkisiyle geriye doğru yaslandı ve suratı sanki roller coasterda hızdan etkilenmişçesine bir hal aldı. Dedik herhalde korkar. Tekrar kaymak istemesin mi? Toplamda üç kere tırmandı ve kaydı. Dördüncüyü de tırmandı da en son inmek istedi, merdivene çıkıp ben aldım. Çok cesurdu. Denemekten hiç çekinmedi. Kızımla gurur duyuyorum.

Kategoriler
Bade Pia Müzik

Sinatra

Bade bugün kahvaltıda Frank Sinatra’dan “My Way” istedi. Biliyorum, sonuçta Bade’yi biz yetiştiriyoruz ve ona dinlettiğimiz müziklerin, ne dinlemek istediği üzerinde tamamen olmasa da çok büyük etkisi var. Yine de 2 yaşındaki kızımın tekrar tekrar “My Way” dinlemek istemedi çok hoşuma gitti. Sinatra’lara karşı genel bir beğenisi var. Aylardır Nancy Sinatra dinliyoruz. Oyun oynarken Nancy oluyor. These Boots Are Made For Walkin’ açtırıp deli gibi dans ediyor.

Arada çocuk şarkıları da dinliyor tabii. Fakat bu ara gezegen şarkılarına takmış durumda. Kids Learning Tube’un videoları da, şarkıları da çok güzel. Arada YouTube’dan video izliyoruz, fakat genellikle Spotify’dan gezegen şarkılarını dinliyoruz. Muhtemelen kreşe başlayınca daha da fazla çocuk şarkısına maruz kalacak ve biz de daha çok çocuk şarkısı dinleyeceğiz.

Şimdilik ortak bir müzik zevki geliştiriyoruz. Ergenliğinde ve sonrasında bu zevki devam edecek mi, benim için büyük merak konusu.

Kategoriler
Almanya Bade Pia Gezi

Müze

Tuğçe birkaç günlüğüne Türkiye’ye gitti. Bade ile ilk defa baş başa kaldık. Ne yalan söyleyeyim, bugünün gelmesini heyecanla bekliyordum. Tuğçe’nin biraz nefes almasını istemem bir yana, baba-kız zaman geçirmenin güzel olacağını düşünüyordum. Bence şu ana kadar da her şey güzel gidiyor. Daha fazla İngilizce konuşuyor, evde ya da dışarda problem çıktığında daha kolay çözebiliyorum. Beraber markete gidiyoruz, parkta geziyoruz, yürüyüş yapıyoruz. Bugün de müzeye gittik. Koca müzede çok az şey ilgisini çekti (çünkü küçük), fakat müzede güneş sistemine ait bir bölüm olması çok iyi oldu. Tüm gezegenleri sayısız kere tekrar tekrar ziyaret edip saydık. Bir tane de kocaman dünya yapmışlar, iç tabakalarını göstermek için. Ona da taktı. Tüm müze boyunca “dünya nerde” diye sorup durdu. Neyse ki çıkış yolunda tekrar uğrayabildik de dünyaya hoşçakalımızı deyip öyle çıktık.

Bu doğal tarih müzesi geldiğimden beri aklımdaydı. Önceleri yol yordam bilmediğimiz için, sonraları da pandemi sebebiyle gidememiştik. Bugün hızlı test zorunluluğu da kalkınca bilet alıverdim. Zaten eve yürüyerek 10 dakika mesafede. Çok ayrıntılı gezemedim tabii. Fakat hep şu filmlerde gördüğümüz dinozor kemikleri burda da vardı. Koca koca dinozorları sergiliyorlar. İnanılmaz güzel. Zaten direkt de girişe koymuşlar. Girer girmez koca dinozorla karşılaşınca bir şoka uğradım. Bade’yi bayağı bir dürttüm ama çok ilgisini çekmedi. Tek yaptığı George gibi “grrrr,” demek oldu. Zamanla ilgisini çekecektir. Ucuz ve yakın olunca da tekrar ziyaret ederiz diye düşünüyorum.

Kategoriler
Almanya Bade Pia Türkiye

Hastalık

Bade ve Tuğçe Türkiye’ye gitmeden 2-3 gün önce Bade ateşle uyandı. Çok yüksek değildi; fakat hissediliyordu. Zamanla arttı ve hasta olduğunu düşünmeye başladık. Uçuşları pazar günüydü. Bizse cuma öğleden sonra oturmuş ne ara PCR testine gidelim, Bade iyi olacak mı, doktora götüremiyoruz peki ya hastaneye götürmeli miyiz diye düşünmeye başladık. Zaten uykusuz geceler geçiriyorken, her şeyin üstüne iki gecemiz daha berbat geçti. Aklımız hep Bade’deydi. Sürekli kontrol ediyor ve uykusuz kalıyorduk. En son pazar sabahı nispeten daha iyi uyandı. Her şeye rağmen hazırlık yapmıştık; ben de cumartesi gecesi uyumayarak hazırlıkları tamamlamıştım. Öylece gittiler.

İstanbul’da onları Melis ve Berkan karşıladı. Başta her şey iyi gibiydi; fakat Bade düzelmiyordu. Ateşi hala devam ediyordu. Almanya’da her ne kadar uzaktan da olsa Pınar’ın kontrolünde ilerlemiştik. Ama o da uzaktan bir yere kadar yardım edebiliyordu. Almanya’nın sistemini biraz da Özge ve Berkin’e sorarak anlamaya çalıştık, onların da yardımlarını aldık. Yine de Almanya’da ne yapacağımızı bilmez haldeyken, İstanbul’da Berkan’ın babası Ali Amca yardımımıza koşup teşhisi koydu ve hiç düşünmediğimiz bir boğaz enfeksiyonunu bize gösterdi. O gün bugündür de Ali Amca’nın kontrolünde; Melis, Cenk Amca ve Ece Teyze’nin yardımlarıyla Bade iyileşme sürecine girdi.

Bu süreçte Bade çok güçlüydü. İstemediği ve hoşlanmadığı ilaçları içerken, ona durumu anlattığımızda ilaçlarını içti. 23 aylık bir çocuktan beklenmeyecek derecede anlayışlı davrandı. Dansını, müziğini ve oyununu eksik etmedi. Hep güldü. Çok güçlü bir kızımız var ve ben onunla gurur duyuyorum. Bundan öte de etrafımızda ne kadar iyi arkadaşlarımızın olduğunu bir kez daha gördük. İnsanın canını dahi emanet edebileceği arkadaşlarının olması içimi ısıtıyor.

Kategoriler
Astro Bade Pia Hayat

Öğle arası ve Uyku

Keşke birkaç yıl önceki gibi siestalarımdan bahsediyor olsam. Bahsetmiyorum. Öğle aramda Slack’e bir hamburger ikonu koyuyorum. İmleci üstüne getirince Lunch yazıyor. Bense önce Bade’yi uyutuyorum, sonra Astro’yu yürüyüşe çıkarıyorum. 1 saati ben böyle yiyorum, öğle yemeğiyle değil. Sonra Tuğçe bir şeyler hazırlıyor da çalışmaya devam ederken atıştırabiliyorum. Yoksa o da zor. Ofiste çalışırken böyle değildi tabii. Yemeğe çıktığımız ekiple yayılıyorduk. Dönüp ofiste mutfak muhabbeti yapıyorduk.

Şu son bir iki haftadır da uykular haram oldu. Bayağı bildiğin uyuyamıyoruz, çünkü haspam Bade Pia Hanım geceleri yine meme diye ağlamaya başladı. Apartmanı inletiyor. Kucağımda zar zor uyutuyorum, yatağına koyar koymaz uyanıp ağlamaya başlıyor. Günde 3-4 saat farklı şekillerde uyuyarak geçti günlerimiz. Dün gece o uyur uyumaz biz de uyuduk. Bu sefer gece uyandığında ben zaten 6 saat uyumuştum. İkimizin de biraz uykumuzu almamızın etkisiyle sakin bir şekilde geri uyutmayı başardık. Sonra sabaha kadar yine uyuduk. Of. Çok güzeldi 9 saat uyumak.

Bu akşam da Bade’yle yemek masasında kitap okurken birileri kitapta uyuyakaldı. Dedim ne güzelmiş ya o günler, bir yerlerde uyuyakalabiliyorsun. Üstelik bazı zamanlar uyandırılmıyorsun da. Mis gibiymiş. Çok seviyoruz be. Ama çok da zor çocuk büyütmek. Ben yine Tuğçe’ye göre iyi uyudum bu 2 yıl. Yine beni de zorluyor. Uykumuzu alabileydik iyiydi.

Not: Pazar günü Türkiye’ye gidiyorlar. 2 hafta sonra ben de yolcuyum. Uyuyacağız, yiyeceğiz, dinleneceğiz. O zaman çalışmak komayacak. Kosa iyi miymiş gerçi?