Kategoriler
Almanya Hayat

Loto

Geçtiğimiz gün Almanya’da ilk defa loto oynadık. Hatta merak edip iki tane de kazı-kazan kartı aldık. Tüm bunlar online oluyor bu arada. Türkiye’ye kıyasla burdaki şans sistemine bir tık daha fazla güveniyorum. Arada bu tarz oyunları oynamak hoşuma gidiyordu; ama Türkiye’de sistemin sağlıklı işlediğini düşünmeyi bırakalı çok oldu. Ben de oynamayı bıraktım.

Loto tarzı oyunlarda büyük ikramiye şansı çok düşük. Az önce 6/49 lotoya baktım, bu cumartesi günkü çekiliş için oranı 140 milyonda 1 olarak veriyor. Gerçi ödül de ona göre yüksek: 11 milyon Euro. Nerdeyse 100 milyon lira yapıyor. Bu tarz ikramiyeyi haftada iki veriyorlar ve tek oyun da bu değil.

Dışardan turist olarak gelip oynamak mümkün mü hep merak etmiştim. Benim burda loto oynamam ancak ve ancak Berlin’de adres göstermem ve banka hesabım ile kimlik doğrulaması yapmamla mümkün oldu. Ayda 1000 Euro’nun üstünde oynatmıyor, sana da günlük ve haftalık olarak daha düşük limitler belirleme imkanı sunuyor. Tabii kasa hep kazanır; fakat işi bağımlılığa sürükletmemek için küçük bir limit koymaları da hoş olmuş. 1000 Euro şu anda Almanya’daki aylık net asgari ücretin altında bir miktar. Yani istesen de tüm maaşı yatıramıyorsun.

Kategoriler
Almanya Hayat

Kar

Berlin’de yine kar başladı. Bu sefer daha iyi tutacağa benziyor. Karın en azından belli bir kesim için mutluluk getirdiğini gözlemliyorum. Yağmur gibi değil; sırılsıklam olmadan yürüyebiliyorsun. Etrafın rengini değiştiriyor. Beyaz olduğu için belki biraz da temizlik, masumluk hissi saçıyor. Yine de kar yağışının başlamasının dahi insanları daha mutlu ettiğini gözlemliyorum.

Bade de karı çok seviyor. Kar Tanesi adında bir kitabı var, çok güzel kar tanesi diyor. “Snowing” ya da “kar yağıyor” demek yerine de “kar yağıyee” diye geziyor ortada. Şive nasıl böyle kırpıldı hiçbir fikrim yok. 🙂 Şimdiki ümidim karın yarına iyice tutması; böylece dışarda Bade’yi kara bambamlayabiliriz!

Kategoriler
Almanya Hayat

Heyecan

Bugünlerde beni en çok heyecanlandıran şey, evimizin hemen karşısına açılacak olan yeni süpermarket: Rewe. Güya geçen yaz açılacaktı. En son 1 Aralık’ta açılacağını söylemişlerdi; fakat 27 Ocak’ta açılacağı kesinleşti. Yanına da aynı gün DM açıyorlar. Bugüne dek eve yürüyerek 10-15 dakika uzaklıktaki Edeka ve Rossmann’ı tercih ediyorduk. Çok uzak değiller, ama yine de markete gitmek bir iş oluyor. Bisikletle gidip gelmeye başladıktan sonra dahi durum aynı. Halbuki Rewe hemen karşısı.

Eskiden yapacağımız geziler için heyecanlanırdım. Ayda belki iki üç hafta sonu bir yerlere gidiyor olsak da her seferinde heyecanım başka doruklar görürdü. Pandemi bizi çok etkiledi. Ama yine de bir şeylere heyecanlanabilmek bence güzel.

Tüm bunlar bir yana, heyecanlandığım şeyin sadece bir marketten öte olduğunu düşünüyorum. Market alışverişlerini online da yapıyoruz. Haftalık alışverişler Bringmeister’dan, aylık Türk ürünleri Bamstore’dan, acil ihtiyaçlar Gorillas’tan… Fakat hepsi planlama gerektiriyor. Bu da benim için mental yük anlamına geliyor. Rewe bunu değiştirecek. Almayı unuttuğum bir şeyin kaybettireceği zaman ve mental enerji oldukça azalıyor. Bu da alışveriş stresinin azalması demek. Heyecan dorukta.

Kategoriler
Almanya Hayat Yorum

Yerden Isıtma

İnsan yazları daha çok üşür mü? Üşürmüş. Evin yerden ısınması müthiş bir şey. Terlik kullanmayı bırakalı çok oldu; çünkü yalın ayak yere basmak inanılmaz keyifli. Hele ki dışarının buz gibi havası titrettiyse, yere basmak tüm sorunları çözüyor. Sırtım mı üşüyor? Yere yatıyorum, geçiyor. Aşırı güzel. Daha nasıl pazarlasam bilemiyorum.

Fakat gel gelelim, işler bahar zamanı sarpa sarmaya başlıyor. Hava belli bir derecenin üstündeyse ısıtma çalışmıyor ve yerler de dolayısıyla ısınmıyor. Normalde bunun ekstra bir sorun yaratmaması gerekir; ancak kış boyu sıcacık yerlere alışmış olan bünyeme, ısınmamış yerler buz gibi geliyor. Üşüyorum. Yaz vakti dahi ne kadar sıcak olursa olsun, düzenli olarak soğuğa basmak rahatsız ediyor.

Yine de güzel be. Yerden ısıtma iyidir iyi. Petek de yok hem, yerden de kazanıyorsun.

Kategoriler
Almanya Hayat Kitap

Ayrılmak

Halil Cibran

Fakat tepeden inerken bir hüzün çöktü üzerine ve kalbinden şu düşünce geçti: Kederlenmeden ve huzur içinde nasıl giderim? Yo, hayır, ruhum sızısız ayrılmayacak bu kentten.

— Ermiş

O şehirde ne kadar uzun yaşamış olduğumdan bağımsız olarak, ne zaman ayrıldıysam bu sızıyı hissettim. Sırf bu histen dolayı kendimi uzun süredir kök salmaya istekli hissediyorum. Gittiğim her yeni şehri de bir o kadar sevdim gerçi; fakat ayrılıklar hep çok koydu.

En az iki yıldır kütüphanemde okunmayı bekleyen Ermiş’i elime alıp da ilk sayfasında bu hissiyatla karşılaşınca vuruldum. Kitaba da vuruldum, doğduyu yerden çok uzaklarda yaşayan Halil Cibran’a da vuruldum. Kitabın arkasında yazan şu cümle de beni ayrı vurdu:

Cibran’ın aşk, ölüm, doğa ve yurt özlemi gibi konuları işlediği Arapça ve İngilizce yapıtları büyük bir etki yaratmıştır.

Ermiş’e öyle doğru bir zamanda başlamışım ki… Sanırım Cibran’ı bir süre elimden düşüremeyeceğim.