Kategoriler
Almanya Hayat

Heyecan

Bugünlerde beni en çok heyecanlandıran şey, evimizin hemen karşısına açılacak olan yeni süpermarket: Rewe. Güya geçen yaz açılacaktı. En son 1 Aralık’ta açılacağını söylemişlerdi; fakat 27 Ocak’ta açılacağı kesinleşti. Yanına da aynı gün DM açıyorlar. Bugüne dek eve yürüyerek 10-15 dakika uzaklıktaki Edeka ve Rossmann’ı tercih ediyorduk. Çok uzak değiller, ama yine de markete gitmek bir iş oluyor. Bisikletle gidip gelmeye başladıktan sonra dahi durum aynı. Halbuki Rewe hemen karşısı.

Eskiden yapacağımız geziler için heyecanlanırdım. Ayda belki iki üç hafta sonu bir yerlere gidiyor olsak da her seferinde heyecanım başka doruklar görürdü. Pandemi bizi çok etkiledi. Ama yine de bir şeylere heyecanlanabilmek bence güzel.

Tüm bunlar bir yana, heyecanlandığım şeyin sadece bir marketten öte olduğunu düşünüyorum. Market alışverişlerini online da yapıyoruz. Haftalık alışverişler Bringmeister’dan, aylık Türk ürünleri Bamstore’dan, acil ihtiyaçlar Gorillas’tan… Fakat hepsi planlama gerektiriyor. Bu da benim için mental yük anlamına geliyor. Rewe bunu değiştirecek. Almayı unuttuğum bir şeyin kaybettireceği zaman ve mental enerji oldukça azalıyor. Bu da alışveriş stresinin azalması demek. Heyecan dorukta.

Kategoriler
Almanya Hayat Yorum

Yerden Isıtma

İnsan yazları daha çok üşür mü? Üşürmüş. Evin yerden ısınması müthiş bir şey. Terlik kullanmayı bırakalı çok oldu; çünkü yalın ayak yere basmak inanılmaz keyifli. Hele ki dışarının buz gibi havası titrettiyse, yere basmak tüm sorunları çözüyor. Sırtım mı üşüyor? Yere yatıyorum, geçiyor. Aşırı güzel. Daha nasıl pazarlasam bilemiyorum.

Fakat gel gelelim, işler bahar zamanı sarpa sarmaya başlıyor. Hava belli bir derecenin üstündeyse ısıtma çalışmıyor ve yerler de dolayısıyla ısınmıyor. Normalde bunun ekstra bir sorun yaratmaması gerekir; ancak kış boyu sıcacık yerlere alışmış olan bünyeme, ısınmamış yerler buz gibi geliyor. Üşüyorum. Yaz vakti dahi ne kadar sıcak olursa olsun, düzenli olarak soğuğa basmak rahatsız ediyor.

Yine de güzel be. Yerden ısıtma iyidir iyi. Petek de yok hem, yerden de kazanıyorsun.

Kategoriler
Almanya Hayat Kitap

Ayrılmak

Halil Cibran

Fakat tepeden inerken bir hüzün çöktü üzerine ve kalbinden şu düşünce geçti: Kederlenmeden ve huzur içinde nasıl giderim? Yo, hayır, ruhum sızısız ayrılmayacak bu kentten.

— Ermiş

O şehirde ne kadar uzun yaşamış olduğumdan bağımsız olarak, ne zaman ayrıldıysam bu sızıyı hissettim. Sırf bu histen dolayı kendimi uzun süredir kök salmaya istekli hissediyorum. Gittiğim her yeni şehri de bir o kadar sevdim gerçi; fakat ayrılıklar hep çok koydu.

En az iki yıldır kütüphanemde okunmayı bekleyen Ermiş’i elime alıp da ilk sayfasında bu hissiyatla karşılaşınca vuruldum. Kitaba da vuruldum, doğduyu yerden çok uzaklarda yaşayan Halil Cibran’a da vuruldum. Kitabın arkasında yazan şu cümle de beni ayrı vurdu:

Cibran’ın aşk, ölüm, doğa ve yurt özlemi gibi konuları işlediği Arapça ve İngilizce yapıtları büyük bir etki yaratmıştır.

Ermiş’e öyle doğru bir zamanda başlamışım ki… Sanırım Cibran’ı bir süre elimden düşüremeyeceğim.

Kategoriler
Almanya Yemek Yorum

Sıkma

Tuğçe bugün sıkma yaptı. Çok özlemiş. Geçen gün denemek için Alpenhain’ın klasik Obazda’sını aldık. Bildiğin sıkma içi. Onun da etkisiyle Tuğçe hamur açtı, iç hazırladı, pişirmeye koyulduk. Pişirirken bana bir aydınlanma geldi; sıkmacı teyzelerin niye sürekli sac üstünde süpürge kullandıklarını anladım. Yapışmasın diye sıkma hamurunun üstüne un döküyorlar, o un da sacın üstünde yanıyor. Ben yanan unları tavadan peçeteyle ötelemeye çalışırken “ya,” dedim, “şöyle küçük bir fırça olsaydı ne güzel olurdu.”

Bu da böyle bir anımdır.

Kategoriler
Almanya Hayat Kariyer

Ofis

Bugün uzun bir aradan sonra ofise gittim. Bomboştu, çok güzeldi. Delivery Hero’nun merkez ofisi 6 katlı, normalde belki 1000 kişinin çalışabildiği bir yer. Bugün çalıştığım katta 10-15 kişiydik. Ortam sessiz, cam açana karışan yok, keyfine göre indirip kaldırabildiğin bir elektronik masan ve büyük monitörlerin var. Mutfakta meyve, çeşit çeşit Fritz, kahve makineleri… Çok özlemişim.

Bir yandan gözlerim çalışma arkadaşlarımı da arıyor. Kalkıp öylesine muhabbet edebileceğim insanları bulamıyorum. Birlikte yenilen öğle yemekleri yok. Ama işte ofisin de keyfi boş olunca çıkıyor. En son geçen yıl Mayıs-Haziran aylarında bu kadar boştu; sonra Covid-19 vakalarının azalmasıyla beraber ofisteki yoğunluk tekrar artmıştı. Şimdiki hali, her ne kadar (kendi masamda olduğum zamanlar hariç) maske takmak zorunda olsam da, benim için daha ideal bir çalışma ortamı yaratıyor.

Ofis hayatı bir daha eskiye dönmeyecek. Belki de böylesi çok daha iyi.